İngiltere’den bağımsızlığını 1948 yılında kazanan ve 45 yıldır
askeri rejimle yönetilen Myanmar, dünya kamuoyunun gündemine, geçen yıl
Budist rahiplerin eylemiyle girdi. 1988’de askeri yönetime karşı
isyanın, binlerce kişi öldürülerek darbe yoluyla ‘bastırılmasının’ 19.
yıldönümünde rahipler eylem için sokağa çıktı; onları halk izledi ve
onbinlerce insan sokağa döküldü. Askerler bu ayaklanmayı da şiddetle
bastırdı. Darbe, o güne kadar bu ülkenin anıldığı açlık, sıtma, AIDS,
yoksulluk vb sorunları perdeledi. Ancak askeri yönetimin yabancı basını
ve iletişim araçlarını kısıtlaması nedeniyle vahim tablonun dünyaya
yansıması zaman aldı. Nehirlerde yüzen Budist rahiplerin cesetleri,
üçlü ranza şeklinde düzenlenen çocuk morgu görüntüleri yansıdığında
dünya şok oldu. Uluslararası toplumun şiddeti durdurma çağrıları
sonuçsuz kalırken, Myanmar’ı bu kez doğa vurdu. ABD’de kasırga ve
tayfuna isim takma geleneği doğrultusunda, Myanmar’daki tayfuna da
‘Nergis’ adı verildi. Ülkedeki nehirlerde şimdi, tayfunun öldürdüğü
cesetler yüzüyor. Tayfunun etkisiyle büyüyen açlık ve pislik nedeniyle,
kalanlar da hastalıktan ölüyor. Askeri cunta ise, uluslararası yardıma
kapıları kapadı ve halk tam anlamıyla kaderiyle baş başa kaldı.
1989’a kadar adı “Birmanya” (İngilizce: Burma) olan, 1988’deki
darbenin ardından Devlet Kanun ve Düzen Tesis Konseyi adını taşıyan
cunta tarafından adı “Myanmar Birliği” olarak değiştirilen ülke, her
iki isimle de anılıyor. Bazı ülkeler “Birmanya”, bazı ülkeler “Myanmar”
adını kullanıyor. ABD, Avusturya ve İngiltere isim değişikliğini kabul
etmiyor. Myanmar’da hükümetten bağımsız olan “İnsan Hakları Eğitim
Merkezi” Direktörü Eane Mymin de NTVMSNBC’ye verdiği röportajda,
“Birmanyalı” olduğunu vurgulayarak “Yöneticilerimiz biz Birmanyalıları
ölüme terk ediyor. Dünyaya sesleniyorum, bizi siz kurtarabilirsiniz”
dedi.
Eane Mymin afet bölgesinde son durumu, NTVMSNBC’ye şöyle anlattı:
ÇARESİZ DURUMDAYIZ
Neredeyse tayfunun ardından 10 gün geçti fakat hala yardım
sağlanamıyor. İnsanların yaşadıklarını ve bulunduğumuz durumu anlatmak
için kelimeler yetersiz. Çok çaresiz bir durumdayız. İlaç, yemek, su,
barınacak yer... Hiç bir şey yok. İnsanları ölüme terk ediyorlar. Afet
bölgelerde yüzlerce ceset nehirlerde yüzüyor. Kimse bu cesetlere
dokunmuyor. Kolera, malerya ve ishal salgını var. Temiz su yok.
CUNTA YARDIMLARA EL KOYUYOR
Biz hükümetten bağımsız bir yardım merkeziyiz. Şu anda bulunduğumuz
bölgede, yaklaşık 80 bin kişiden sorumluyuz. Derneğimizde gönüllüler
çalışıyor. Ancak yardımı dağıtmakta engellerle karşılaşıyoruz. Cuntanın
belirlediği sınır kontrol noktaları var. Amaçları yabancı yardım
kuruluşlarını içeriye almamak. Nereden gelirse gelsin, tüm yemek ve
ilaçlara el konuyor.
PİRİNÇ, SU VE İLAÇ KARABORSA
Cuntanın yabancılara karşı fobisi var. Yabancı gazetecilerin ülkeye
girmesine de izin vermiyorlar. Sadece kaç kişinin öldüğünü değil, aynı
zaman da yaptıkları suçları örtbas etmek istiyorlar. Sadece
yabancılardan değil, Birmanya’da durumu iyi olan vatandaşlardan gelen
pirinç ve su gibi yardıma da el koyuyorlar. El koydukları gıda
maddeleri ve ilaçları, karaborsada satıyorlar. Düşünebiliyor musunuz...
BU HALDE REFERANDUM OLUR MU?
Uluslararası baskı gerekiyor. Şimdi bir tayfun daha bekleniyor.
İnsanlar çok endişeli ve umutsuz. Kendilerini hiç bir şekilde
koruyamıyorlar ve onları kurtaracak kimse yok. Birmanya’nın tayfundan
etkilenmemiş bölgelerinde referandum yapıldı. İnsanlar çaresiz bir
durumdayken nasıl referandum yapılır. Askeri hükümetin tek isteği
dokunulmaz güç olabilmek. Onların umurunda bile değil kaç kişinin
öldüğü. Ülkeyi bu felaketten kurtaranların yabancılar olmasını
istemiyorlar.
BM DE BİZİ ÖLÜME TERK ETTİ
Resmi rakamlara göre 34 bin kişi ölmüş, fakat bence çok daha fazla.
100 binin üstünde olduğunu tahmin ediyorum. Her gün hastalık ve
açlıktan dolayı daha fazla insan ölüyor. BM ülkeye yardım gönderme
çabasında, fakat onlar da geç kaldı. Yüz binlerce insan öldükten sonra
mı kurtarıcı olarak gelecekler... BM de insanları ölüme terk ediyor,
çünkü askeri hükümetin onayını bekliyor. Dünyaya sesleniyoruz, lütfen
daha güçlü olun ve yardıma gelin.