Oh, artık rahat bir nefes alabiliriz; günlerdir en kötü senaryolar aklımızda olarak gözlediğimiz 1 Mayıs küçük bir kâbus olarak geldi ve geçti. Güvenliği ilgilendiren her olayda yaşanması mukadder aşırılıklar görüldü; ancak yine de sonunda sağduyu hâkim geldi ve olayların iyice zıvanadan çıkması engellendi.
Keşke İstanbul da Taksim Meydanı nı gösterilere açmak istemeyen hükümet sembolik değeri bulunan bir jest yapabilseydi. Her sendikadan birkaç bin işçinin devleti temsil eden simalarla birlikte yürüyeceği, emeğin değerine önem verildiğini Taksim den dünya âleme anlatacak bir büyük gösteri, bugünün Türkiye sine çok yakışırdı. Bu fırsatı kaçırdık. Ancak yine de geçen yıllardan daha az rahatsız edici tedbirle günün geçmesini sağlayabildi hükümet...
Keşke sendikalar "1 Mayıs ta Taksim de barışçı bir bayram" projesini aylar öncesinden hükümetle paylaşsaydı. Türkiye nin kalbi İstanbul un en turistik bölgesi Taksim i bir günlüğüne kapatmak yerine, sembolik bir gösteriyi orada yapıp yüzbinlerce çalışanın toplanacağı dev bir mitingi daha uygun bir yerde yapmak neden derhal elin tersiyle itilecek bir seçenek olsun? Ankara da Tandoğan Meydanı nda toplanan Hak-İş e bağlı işçiler 1 Mayıs ın anlamına uygun bir kutlamayı gerçekleştirebildiler.
1 Mayıs tan iz olarak zihinlerimizde hep polis-işçi çatışması mı kalmalı? İşçiler sivil siyasetin karşısında bir kesim olarak mı görünmeli gözlere?
Elbette hayır.
Bereket sendikalar son anda sağduyulu bir yaklaşım sergiledi ve "500 bin kişiyi Taksim e yığmak" zorlamasından zamanında vazgeçti. Çatışmalar yaşandı, gözaltına almalar görüldü, göz yaşartıcı bombalar etkisini gösterdi; yine de eski 1 Mayıs ları hatırlatacak kanlı olaylara sahne olduğu söylenemez.
1977 yılından beri 1 Mayıs gösterilerine kapalı Taksim Meydanı... O günden bu yana onlarca hükümet kuruldu, hükümet dağıldı. İçinde CHP li, DSP li yöneticilerin de görev aldığı hükümetler... O hükümetler döneminde de Taksim 1 Mayıs a kapalı kaldı. CHP ve DSP li bazı şahsiyetlerin dün Taksim e yürümeleri bu açıdan şaşırtıcıydı.
Bazı konuların istismarı, istismarı yapanlar için tersine dönebilir.
Gelecek yıl yine böyle kargaşalara yol açarak mı kutlanmalı 1 Mayıs, yoksa herkese kendisini rahatça içinde yer alabileceğini hissettirecek bir büyük şölen olarak mı? Güvenlik öncelikli günümüz ortamında kışkırtıcı eylemlere sahne olabileceği endişesinin hâkim olduğu 1 Mayıs değerlendirmesinin yerini, gelecek yıl, aynı hassasiyetin çalışanlar tarafından gösterildiği itişmesiz-tepişmesiz bir kutlama anlayışının aldığı bir ülke olamaz mıyız?
Elbette olabiliriz. Olmalıyız.
Hükümet bunun hazırlığını şimdiden başlatmalı, birçok ülkede olduğu gibi 1 Mayıs ın tatil yapılacak bir bayram olarak kutlanması seçeneği üzerinde ciddiyetle durmalıdır. Bir gün daha fazla tatil yapmışız, bunun ne zararı var?
Daha da önemlisi, hiç değilse bir defalığına Taksim Meydanı nın 1 Mayıs gösterileri için açık tutulmasının sağlanmasıdır. Evet, saplantısı var çalışanların, hem de takıntı derecesinde... Devleti yönetenlerin de gösteri için izin verildiği takdirde Taksim in kanlı eylemlere sahne olacağı yolunda bir takıntısı var... İyi de bu karşılıklı saplantı ve takıntıları geride bırakmanın yolu, korkulara esir olmak mı, yoksa korkuların üzerine gitmek midir? Türkiye 1 Mayıs korkusunu da geride bırakmalıdır.
Umarım, bu yılın olaylarından herkes alması gereken dersi almıştır. |