Genel Yazar
Ayse Bogazkoy
Erkeklerin aklından neler geçiyor?
Yazarlarımız
Hacer Altay
TEKNOLOJİ TEKNOLOJİ OLALI BÖYLE ZARAR VERMEDİ
Kadir Günay
Adalı Hasan
Misafir Yazarlar
Haşmet Babaoğlu
Dünya çirkin, ben güzel deyince güzel olunmuyor ki!
Mehmet Barlas
AK Parti'nin başarı şansı az... Çünkü alternatifi yok...
İclal Aydın
Butafor’dan hayat dersleri
Reha Muhtar
Bodrum mu Capri-Positano mu pahalı?
Pakize Suda
Aslında işlev yok
Ayse Arman
Sevdiğin adamın adını tenine kazıtmak yanlış mı?

Habergunluk.com Gazete Haberleri oku - Hürriyet gazetesi, Sabah, Posta, Milliyet, kıbrıs gazete

 

Yazara Ait Tüm Yazılar
  Haşmet Babaoğlu

          
         İZMİR NE YAPMALI?
Manisa’yı geçeli 20 dakika oldu. Birazdan Körfez görünecek, Bornova’ya doğru ağır ağır ineceğim.

Çok seviyorum bu manzarayı.

Sabahın ilk ışıklarıyla İzmir’e girmeye; Bornova’dan Alsancak’a yağ gibi kayarken camları indirip havayı koklamaya bayılıyorum.

İçimden “Ah İzmir, güzel İzmir” diye mırıldanıp duruyorum.

Ama artık benim gibi dışardan gelip durmadan İzmir’e övgüler düzenlerin doğruyu yaptığından emin değilim.

Anlattığımız İzmir eninde sonunda bir kartpostal çerçevesine sığışıp kalıyor çünkü!

Üstelik bizim övgüler, yüceltmeler, aşk nameleriyle dolu yazı ve sözlerimizin şehrin yüzde 65’inin altyapısı yetersiz gecekondu semtlerinden oluştuğunu gözlerden sakladığından kuşkulanıyorum.

Yabancıların çevre yolundan Çeşme’ye geçerken farkına vardıkları yeşilsiz, hatta açıkçası “İzmir’siz” manzaraya değinmeden şehrin bugününü anlamak mümkün mü?

Zaten daha şehre ilk girdiğimiz anda gerçek yüzümüze çarpıyor her seferinde: Belki de Türkiye’nin en eski, en köhne, en bakımsız belediye otobüsleriyle taşınıyor İzmirliler.


***

Star Gazetesi’nde Halit Tunç’un köşesinde okudum. İzmir Ticaret Odası bulduğu tanıtım sloganlarını listeleyip halkın tercihine sunmuş.

Bunlardan biri “Yaşanacak Şehir”miş.

Diğeri “Bu şehir 8500 yıldır genç”miş.

Böyle bir sürü slogan var listede.

Hepsi bir tarafından gerçeğe temas ediyor, benim İzmir’e dışardan bakıp heyecanla çarpan kalbime de iyi geliyor.

Fakat İzmir’in yaşanmaz, yaşanamaz semtleri var. Dağ gibi biriken sorunları var. Artık bunları da görmek gerek.

İzmir 8 bin 500 yıldır genç, tamam da, gençlerin bu şehirden kaçmaması için ne yapmalı?

Ya on yıldır bir türlü dikiş tutturamayan, krizlere dayanamayıp kapıları kapatmaya başlayan, sermaye birikimi gitgide zayıflayan İzmir sanayisinden ne haber?


***

İzmir EXPO’yu kaybetti.

Olsun! Zaman çabuk geçiyor. Bir sonraki EXPO için şimdiden çalışmaya başlanmalı.

Ancak daha önemlisi, İzmir’e artık bir vizyon bulmaktır!

“On yıl, yirmi yıl sonra nasıl bir İzmir olmalı?” sorusunun cevabı gecikmeden bir proje ve atılım sürecine çevirilmeli.

Bana sorarsanız, İzmir’de bir “Anadolu Kaplanı” ruhu görmüyorum. Görüyorum diyene de henüz rastlamadım.

Turizme gelince, olanak çok fakat gerçek şu ki bir Antalya potansiyeli de yok!

İzmir insanının kültürel karakteri, eğitime verdiği önem ve şehrin modern dinamikleri çok açık bir tablo koyuyor önümüze.

İzmir, Doğu Akdeniz’in en önemli üniversite şehri olabilir.

Ulusal ve uluslararası düzeyde akademik öğrenim ve rekabetin merkezi olabilir...

Yeni açılacak üniversiteler ve ünlü üniversitelerin İzmir kampüsleriyle şehir yeni bir “çağ”a adım atabilir.

Doğrusu bu konuda iki hafta önce Yaşar Üniversitesi rektörü Murat Barkan’la yaptığımız sohbet iyice zihnimi açtı.

Sevgili rektör istenir ve Ankara tarafından destek çıkılırsa İzmir’in nasıl kısa süre içinde bir yüksek öğrenim şehri haline gelebileceğini ve bunun İzmir’in ekonomik ve kültürel hayatına yapacağı katkıları anlattı.

İçim açıldı.


***

Şehrin içinden geçerken dönüp denize bakıyorum.

Körfez yolcu tekneleriyle kıpır kıpır.

Hayal kuruyorum.

İzmir’de bir sürü üniversite!

Parlak bir akademik rekabet.

Art arda gerçekleştirilen uluslararası bilim sempozyumları, konserler, muhteşem sergiler...

Spor organizasyonları, festivaller...

Metro hatları, şık tramvaylar, yepyeni otobüsler...

Canlı bir ekonomi...

Yakışıyor bu hayal İzmir’e!

Çok yakışıyor!

Keşke gerçek olsa!


*****

‘İlk Aşk’ üzerine bir not

Dün o güzelim filmden; “İlk Aşk”tan söz ederken yazımın bir yerinde “medyatik pazarlama yöntemlerini kullanmayan ve festivallerde boy göstermeyen yerli filmlerin yüzüne bakmıyoruz” demiştim.

Tabii bu genel ifadeyi kullanırken “İlk Aşk”ın 2007 Altın Koza’daki başarısını ve aldığı ödülleri hesaba katmadığım için özür dilerim.

Uyaran okurlara teşekkürlerimi sunarım.


*****

AYNA

Bir züppeyi asla onun kendisini küçük gördüğü kadar küçük göremeyiz. RÉNE GIRARD
2008-05-14 Bu yazı  376  kere okundu
Son Yazıları:

Dünya çirkin, ben güzel deyince güzel olunmuyor ki!
Gazetelerimizin internet sayfaları ve biz
Sabır iksiri
Pazar notları
Biz ne için çalışmıştık?
Ölen işçiler değil de, bürokratlar olsaydı!
Bamya, enginar... Her hazzın bir zamanı var!
Küçük Oteller Kitabı
Yalnızlık... Senden eski, benden biri!
İzmir ne yapmalı?
YORUMLAR
AKP nin Yerel Seçim Adayları
Yerel seçimler için partiler aday belirleme çalışmalarına başladı. En önemli iki şehir Ankara ve İstanbul... Kadir Topbaş gidiyor, yerine gelen isim i
İkinci el oto pazarlarında durgunluk
Yaz başlangıcında hareketlenen ikinci el oto pazarları sıcak havanın da etkisiyle durgun günler geçiriyor.
VİDEO HABERLER

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar
Untitled Document
Burç Yorumları
 Arkadaşlarınızla aranızdaki duygusal bağları güçlendirmek için onlarla daha fazla zaman geçirmelisiniz.
 
Iletisim   |   Bankalar | Künye | Yayın İlkeleri | Önemli Linkler | haber | sitemap | Google | 2008 Ramazan
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2007-2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
sohbet