Gittiğim her yerde hesabımı öderim... Avantaya, bedavaya bırakmam, en yakın dostlarım olsa bile işletme sahipleri...
Benden çok özel bir günde para almamışlarsa, ben onları başka bir yere yemeğe götürürüm ki hesap bende kalmasın...
Beni bilen biliyor ama bir kere daha yazıyorum ki, yeterince avanta bulamadığı için, gazeteciyim diye eline kalem alıp gelene geçene geçiren taifeyle aramızda karışıklık yaşanmasın...
Bir şeyi eleştiriyorsam, eleştirdiklerim bilsinler ki beni avantayla mavantayla işim olmaz...
Akıllarından hiç geçirmesinler...
***
Bu yıl bazı ünlü yerler tamamen uçmuş... Türkbükü Maçakızı Oteli benim çok sevdiğim, kalite timsali, sahibi Sahir’i yakından tanıdığım, yemeklerini ve barını mükemmel bulduğum bir turistik tesis...
Bu yıl gidecek fırsatım olmadı, söyleyenlerin yalancısıyım ama bu yaz otelde gece konaklamanın 600-700 euro’ya kadar çıktığı söylendi bana...
Bir gece sadece sabah kahvaltısıyla konaklamanın bedeli 1-1.5 milyar liraya geliyorsa, birilerinin “hop” demesi gerekir artık...
Geçenlerde tesadüfen İstanbul’un en sevdiğim otellerinin başında gelen Çırağan Kempinski’de yaz sezonu süit bile olmayan bazı lüks odalarının 1750 euro’ya kadar çıktığını öğrendim...
3 milyarın üzerinde bir paraya konaklıyor İstanbul Çırağan Kempinski’de yazın müşteriler...
***
Benim kazıklanmama örnek ise, sahibi de çok yakın dostum olan Pegasus Havayolları’ndan...
Bodrum’dan dönüş saati en uygun diye Pegasus’u seçtim...
Doğrusu bu ya üç aşağı beş yukarı aynıdır diye fiyatına da bakmadım... Sonra uçağa bindiğimde hatırladım ki, Pegasus THY’yi pahalı bulan müşteriye hizmet etmektedir...
Şirketin yolcu politikası budur...
Mümkün olduğunca otobüs müşterisini uçakla uçurarak pastayı büyütüyorlar...
Doğru bir strateji...
Uçağa bindim, hostes geldi, “ne içersiniz” diye sordu...
Bir kere hostesin üzerine geçirdiği tulum, uçak hostesinden çok şehirlerarası bir otübüs şirketinin personelininkini andırıyor ya neyse... Baktım domates suyu var arabanın üzerinde, “hadi ver bir domates suyu” dedim...
Hostes verdi domates suyunu, demez mi “4 lira rica edeceğim...”
Öylesine bakakalmışım...
40 yıldır uçakta parayla meyve suyu içtiğimi hatırlamıyorum...
***
Neyse yanımdakilere hemen yorum yaptım, “Normaldir... Fiyat ucuz olunca, servis paralı olur...”
Dedim ama, içimi de bir kurt kemirdi durdu...
Biletleri alırken de yardımcım İstanbul’dan check-in yaptırmak istemiş, yerleri vermek için kızın banka kartından 26 lira para çekmişlerdi...
Bu da ilk kez başıma geliyordu ve yine biletin ucuzluğuna verdim...
“Olur a” dedim, “otobüs şirketi fiyatına bilet satıyorlarsa ek hizmetlerin bedelini alıyorlardır...”
Döndüğümde ilk işim uçak biletinin fiyatına bakmak oldu...
Şimdi sıkı durun...
Bodrum Havaalanı’nın uluslararası uçuşlar kısmından kalkan, uçakta meyve suyu servisinde ek ücret isteyen, yer belirlemeye de ayrıca para alan Pegasus bileti tek gidiş Bodrum-İstanbul arası 243 YTL... Yazıyla iki yüz kırk üç YTL...
O lüks sınıfına giren Türk Hava Yolları biletleri 100 YTL’den başlıyormuş, 250 YTL’ye kadar çıkıyormuş...
Türk Hava Yolları’nın şampanya ve yemek servisli Business Class fiyatı bile 350 YTL... İstanbul Kempinski’den Maça Kızı ve Pegasus’a kadar bütün yakın dostlarıma hatırlatmalıyım ki, “bu fiyatlar abes ve uçuyor...”
***
Herhangi birinizden bir avanta talebim olmadığını bilmektesiniz... Zaten siz de öyle insanlar değilisiniz...
Ama bu fiyatları uygular, “gittiği yere kadar gider” derseniz, işletme olarak bitersiniz... Benden “dostça” uyarması... Gerisi 4 liralık bir domates suyu parası...
Hiçbirimiz için önemi yok...
*****
AKP’NİN BİR YILINDAN MUTLU MUSUNUZ?..
Hiçbir şey söylemeyeceğim, sadece birkaç soru soracağım, herkese ve bizzat AKP’lilere...
1) Geçen yıl yüzde 47’yle iktidara gelmiş bir partinin birinci yılında olması gerektiği gibi rahat ve güvende misiniz?..
2) Türkiye bir yanda kapatma davası, bir yanda “bildiğiniz gibi olmayan terör” davasıyla çalkalanıyor...
3) Kimse yarınını bilmiyor... Parti mi kapatılacak, Başbakan mı yasaklanacak, Ergenekon’da Genelkurmay Başkanı mı tutuklanacak ne olacak ne bitecek, Türkiye nereye gidecek, kimse bilmiyor, üstelik korkuyor...
4) Darbe anlaşılıyor ki en azından yakın geçmişte, ihtimallerden biriymiş.
5) Şeriat ya da moda deyimle ılımlı İslam sürekli kapımızda tamtam çalıyor...
6) Cumhuriyet tartışılıyor, laiklik tartışılıyor her şey, herkes tartışılıyor... Üstelik bu tartışma entelektüel bir şekilde yapılmıyor, b.k’lama biçiminde gerçekleşiyor...
7) Her kurum, her kişi, sonuna kadar itibarsızlaştırılıyor... Kimse neye güveneceğini bilmiyor. Korku imparatorluğu ve güven erozyonu yaşanıyor.
8) Ekonomide kriz geldi gelecek diye gamlı baykuşlar sürekli haber uçuruyor...
9) Ve son söz... Bu tabloya baktığınızda kendinizi başarılı bulmakta mısınız?..
Akbank hesabı olanlar tehlikede! Akbank müşterilerinin mail adresine gelen duyuruyla kart sahiplerinin bilgilerinin çalındığı ortaya çıktı. Eğer size de bu mail geldiyse dikkat!
Vatandaş Krize Karşı Ne Yapsın? Kamu-Sen, vatandaşa kriz döneminde, parasını nasıl değerlendirebileceğine dair tavsiyelerde bulunuldu.