Bodrum’da Çeşme’de hatta İstanbul’da yazın lüks otellerin fiyatları el yakıyordu...
Geceliği 400 euro’dan başlıyor 750 euro’ya kadar çıkıyordu iki kişilik odalar...
Bir memurun aylık maaşına denk bir gecelik oda fiyatlarıyla uzun süre bu işin gitmeyeceği açık...
Türkiye’de parası olan bir kesim var ve her yeni açılan yere o kesim çağırılıyor, açılış partileri veriliyor otel ilk günler tıklım tıklım dolduruluyor...
Onların doldurduğu mekanlar önceleri in oluyor, öyle bir süre gidiyor, sonra başka bir yer açılıyor ve hoop bu sefer hep beraber bu tarafa akın ediliyor...
Bodrum Türkbükü’ndeki Maça Kızı öyle mesela...
Bu yıl Kuum Otel açıldı, Maça Kızı’yla rekabete girdi...
Türkbükü müşterileri bu yıl bir orada bir buradaydı...
Bu bir kısır döngü...
Türk turizmi bu kısır döngüyü paralı yabancı turistle aşacak...
Rus turist ilaç gibi geldi Türk turizmine, ama herkes bilmeli dünyanın en şık, yaz turizm merkezlerinin başında gelen İtalya’da “lüks bir tatil Türkiye’de lüks bir tatilden neredeyse daha ucuz...”
ARABA KİRALAMA İTALYA’DA DAHA UCUZ...
Sevgili kardeşim Bilgin’le (Gökberk) meslektaşı Nilüfer Euoropcar’dan BMW kiraladılar...
Fiyatını da Türkiye’den söylediler...
6 gün için 470 euro...
Gittiğimizde BMW yoktu onun kategorisinden lüks bir Fiat verdiler...
Bu fiyata Bodrum’da Çeşme’de İstanbul’da bu arabayı kiralayamazsınız...
İtalya’da daha ucuza kiralıyorsunuz...
Yalnız ufak bir sorunla...
Uçaktan inip rent a car ofisine gittiğinizde, öyle bir kuyrukla karşılaşıyorsunuz ki, “ben en iyisi bu arabayı kiralamayayım” diyorsunuz...
Biz 1.5 saat havaalanında araba sırasının gelmesini bekledik...
Baktım dünyanın dört bir yanından müşteriler hiç istiflerini bozmuyorlar...
Çoluk çocuk yere çömmüş, sandviçlerini ve salatalarını almış resmen piknik yapıyorlar...
Harem otobüs terminalinden fazlası var eksiği yok Roma Leonardo Da Vinci havaalanındaki rent a car ofislerinin bulunduğu salonda...
Bu tablo Türkiye’de olsun en az on yumruklu kavga çıkmazsa ben hiçbir şey bilmiyorum...
O derece sıkıntı verici kuyruklar vardı bütün büroların önünde...
Ortalık ana baba günü...
Misal sıra kağıdımız 116 yazıyordu, o sırada daha 81. müşteriye hizmet sunuluyordu...
35 kişi vardı önümüzde...
Ve Allah sizi inandırsın, benden başka hiç kimse öfleyip pöflemedi bu kadar insanın arasında...
4-5 yaşında çocuklar dahil...
***
Zaten bir türlü anlamam, bu Avrupalı dediğin adamların çocukları neden ağlamaz, sızlanmaz, bağırmaz, çağırmaz...
Çocuk değil midir velet değil midir, burnundan getirmek için yok mudur bunlar...
Hayır kardeşim, benden daha uyumlular Leonardo Da Vinci havaalanındaki çocuklar...
1.5 saat içinde arabayı aldık, cipe kurulduk, yola koyulduk...
Yol katettikçe keyfim iyice yerine geldi, “Oh be iyi ki araba kiralamışız” diyerek ıslık çalmaktayım...
3.5 saatlik yolculuktan sonra Positano’da kayalıklar üzerine kurulmuş muhteşem otele geldiğimizde, keyfim bile geride kaldı, artık iyiden iyiye cennette olduğumu düşünmeye başladım...
Şöyle bir otel düşünün...
İçinde muhteşem bir gastronomik restoranı var...
Kayalıkların üzerinde...
Kayalıkların içini oymuşlar ve asansör yapmışlar...
O asansörle, kayalıkların içinden geçerek otelin minnacık özel plajına iniyosunuz...
Oteliniz Eyfel Kulesi yüksekliğinde yamacın üzerinde kalıveriyor...
Siz dik yamaçların dibinde, açık denizde Akdeniz’le, güneşle ve dalgalarla mavinin sonsuzluğunda başbaşasınız...
***
Otel mükemmel dekore edilmiş, dünyanın en güzel raviolettisini yiyorsunuz, muhteşem bir kırmızı Toscana şarabı içiyorsunuz ve bütün bunlar, İstanbul’dan ya da Bodrum’dan veya Çeşme’den kesinlikle daha pahalı değiller...
Sabah kahvaltınızı uçsuz bucaksız Akdeniz’e nazır yaptığınız odanızın gecelik fiyatı bile Bodrum’daki bir otelin fiyatından daha ucuz...
Üstelik burası İtalya...
Otele girdiğimde Bilgin’in telefonda söylediği sözler kulağımda hâlâ:
“Baba girdiğin otele dikkat et... Arkanı dönersen Ralph Loren’i, Dolce’yi veya Gabbana’yı görebilirsin... Markalarını değil, kendilerini... Giorgio Armani’ye yetişemedin, ama dikkat et birisinden birisi mutlaka oradadır...”
İşte bu otelin fiyatları bile, Türkiye’dekilerden daha pahalı değil...
Gece Positano şehrine gideceğiz...
“Nasıl gidelim” diyoruz...
“Deniz takisiyle” diyorlar,
“8 euro adam başı...”
Positano’da restoranlar deniz kıyısına sıra sıra dizilmişler...
İki kişi 50 euro’dan içeceğimiz şaraba göre 300 euro’ya kadar, mükemmel İtalyan yemekleri yiyerek ve mehtabı seyrederek bir İtalyan gecesi geçirmeniz mümkün...
Çeşme’de, Bodrum’da, İstanbul’da herhangi bir restoranda bu fiyatlara belki çıkabilirsiniz...
Bir de kazıklanma ihtimaliniz vardır ki...
O zaman İtalya’nın iki katına fırlarsınız...
***
Positano, Amalfi, Capri...
Bu isimleri bir yere not edin...
Mutlaka Roma’dan araba kiralayarak bir de Napoli’ye uğrayarak oralara gidin...
Espressonuzu içerken beni hatırlayacaksınız...
Teşekkür etmezseniz, beğenmeyip küfür edin önemli değil...
Ergenekon da şok gelişme Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel davaya mazeretsiz katılmayanlar hakkında önemli bir talepte bulundu.
Ziraat Bankası ndan dev adım! Küresel kriz nedeniyle birçok banka, kredileri geri çağırmaları ile şikayet konusu olurken, Ziraat Bankası, kredi vadelerini uzatma uygulaması başlatt