Futbolu sadece seyretmiş olanlar değil ama oynamış olanlar bilir ki “futbolda bal gibi bal vardır...” Futbolda bal gibi bal olduğu için “Türkiye gayet ballı bir maçtan sonra Hırvatistan’ı yenmiştir...” 1) Türkiye balıyla Hırvatistan’ı yenmiştir... Çünkü bıraktık her şeyi, 19. dakikada Modric’in ortasına Olic’in vurduğu kafanın gol olmayıp direkten dönmesi arkasından bomboş durumdaki Kranjcar’ın kafasının auta gitmesi için futbol tanrılarının “futbolda imkansız neler olabilir” diye bir çalışma yapıyor olmaları gerekir... 2) Türkiye’nin Hırvatistan’ı geçişine “bal” adı verilebileceği gibi yine bir futbol terimi olan, “atamayana atarlar” da denebilir, “Türkiye’nin fizik kondüsyonu daha iyiydi, ayakta kaldı, golü bulamayan Hırvatistan’ı yere serdi” ifadesi de kullanılabilir... Bütün bunların hepsi gerçektir... Gerçek olmayan, “Hırvatlara nasıl geçirdik” diye böbürlenmektir... Hırvatlara geçirilmiş bir şey yoktur... Eğer bir geçiren varsa o geçiren “bal”dır, başkaca bir geçiren mevz-u bahis değildir...
***
3) Şu anda Milli Takım’ın başarılarından bahsederek “beyaz” bir sayfa açmaktan söz eden bazı üçkağıtçı medya zevatına Milli Takım’dakiler aldanmamalıdır... Sahtekarlık yapıyorlar ve “deli gibi eleştirmeyi planladıkları Mehmet Topal-Semih değişikliğiyle ilgili kritiklerini nereye sokacaklarını bilemiyorlar...” 4) Çünkü onlar oportünisttirler... Ne Milli Takım’ı ne de Türkiye’yi düşünüyorlar... Tek düşündükleri kendileri ve rüzgara göre estirecekleri popülariteleridir... İnanmayın onlara...
***
5) Ben çatır çatır sormaktayım Fatih Terim’e: “Semih’i almak için, oyundan Mehmet Topal gibi orta sahanın en önemli adamını mı dışarı çıkarman gerekirdi?..” “Onlar yorulmuşlardı, benim skorer oyuncu almam gerekiyordu... İşi penaltılara bırakmayacaktım... Orta sahadan adam eksiltip, ikinci forveti almalıydım...” diyebilirsin... Skor seni haklı çıkarmış olabilir... Ama mesele skor değil, spor sevgili Fatih Terim... Ve yine intihara ramak kalan bir riski göze alıp, orta sahayı boşladın... Seni kazanmışken eleştiriyorum, çünkü Hırvatistan karşısında Mehmet Topal’ın çıkartılmasını bir felaket olarak görüyorum... Semih’i alabilirsin, ama Hırvatistan gibi güçlü bir takım karşısında “Hamit, Tuncay, Arda, Nihat ve Kazım’ın yerine giren Uğur’la” toplam 6 hücumcuyla aynı anda oynayamazsın... Karşındaki takım Hazar Denizi Gençlikspor değil, Hırvatistan A Takımı... Sonucun böyle olması maç içinde uçuk bir risk aldığımız gerçeğini değiştirmiyor...
***
6) Türkiye 2004 yılının Avrupa Şampiyonu olmuş Yunan takımı gibi, fizik gücüyle, genç kadrosuyla, 5 topun döndüğü kale direkleriyle, balıyla ve inancıyla 2008 Avrupa Futbol Şampiyona’sındaki “mucize”nin adıdır... Futbolun adaleti de bu mucizenin anlamında gizlidir... Futbol her zaman daha iyi oynar görünenin, daha fazla pozisyona girenin kazandığı bir oyun olmadığı için “kendi adaletine sahiptir...” Türkiye de futbolun bu kendi adaletini dünyaya ispatlamaktadır...
***
7) Türk Milli Takımı Almanya karşısına Arda, Tuncay ve Nihat’sız yani forvetsiz çıkacak... Elbette şimdi diyecekler ki Gökdeniz, Colin Kazım, Semih forvet değil mi... Tabii ki forvettirler ve onlar da içinden yenisi çıkan Rus bebek matruşkalar gibidir... Matruşkalar birbirinin içinden çıktıkları için daha küçük gibidir, oysa aynı özellikleri gösterirler... Türk Milli Takımı her maçta 3-4 futbolcusu sakatlanan ya da kart cezalı olan, ama buna rağmen pes etmeyen bir “matruşkalar takımı”dır...
***
8) Almanya maçında stadı dolduracak on binlerce Türk seyircisi bu “matruşka takımı” maçın başından sonuna kadar “Türkiye sizinle gurur duyuyor” diye desteklemelidir.... “Türkiye sizinle gurur duyuyor” tezahüratı bugüne kadar katillerden, üçkağıtçılardan, dolandırıcılardan esirgenmemiş bir slogandır... Matruşkalar takımı bu sloganı sonsuz derecede haketmektedir... Tezahürat Almanya maçının başladığı anda başlamalı ve bitene kadar devam etmelidir... Çünkü Türkiye ister balla, ister kondüsyonla, ister taktik, ister direkle neyle olursa olsun kendi küllerinden doğan bu matruşkalar takımıyla gurur duymaktadır... Ballı ya da balsız “Ne mutlu matruşkayım diyene...”
İftariyeliğin en iyi 10 adresi Ramazan sofralarının en iddialı bölümünü oluşturur. Çünkü günün sonunda, ana yemek öncesi sizi sofrada iftariyelikler bekler, oruç onlarla açılır.
İslam düşmanıyken örnek Müslüman oldular Onlar, Hz. Peygamber İslam ı yayarken, her türlü kötülüğü yapan, engeller çıkaran müşriklerken, hidayetle şereflenip birer örnek sahabe oldular...