Genel Yazar
Ayse Bogazkoy
Aşk acısını dindir ve bilim aşka el attı
Yazarlarımız
Hacer Altay
TEKNOLOJİ TEKNOLOJİ OLALI BÖYLE ZARAR VERMEDİ
Semra Pınarlı
Amacım Dikkat Çekmek!
Kadir Günay
Adalı Hasan
Misafir Yazarlar
Engin Ardıç
Cumhuriyet dönmesi
Haşmet Babaoğlu
Erkek olmak!
Mehmet Barlas
Doğru yer ve doğru zaman çözümleri kolaylaştırır
İclal Aydın
Hepsi bu
Reha Muhtar
Köpeklere yalatmam
Pakize Suda
Kadın, erkek ve gazete ekleri
Ayse Arman
Hayat muhteşem Bir tek şey felaket O DA YAŞLANMAK

Habergunluk.com Gazete Haberleri oku - Hürriyet gazetesi, Sabah, Posta, Milliyet, kıbrıs gazete

 

Yazara Ait Tüm Yazılar
  İclal Aydın

          
         HEPSİ BU
Eskiden sabahları çıkardım yürüyüşe. Şimdi ise karanlığı bekliyorum. Kulağımda karmakarışık müzikler, yokuşlar iniyor, yokuşlar çıkıyor, sahil boyu bir aşağı bir yukarı yürüyorum.

Kulağımdaki müzik aslında şehirle aramda tuhaf bir yabancılaşma yaratıyor.

Sanki arabaların, insanların, mekânların gürültüsünü duymadığımda beni görmüyorlarmış, sanki sanal bir oyun oynuyormuşum, aralarından geçip gidiyormuşum gibi geliyor.

Her akşam aynı istikametlerdeki yollardan geçiyor, aynı güzergâhtan dönerken neredeyse hep aynı şeyleri görüyorum.

Çocuk karakolunun önündeki polisler, büyük ciplerin içindeki adamlar, süslenmiş kızlar, dondurma yiyenler, süslü eşofmanlarıyla koşanlar...


***


İstanbul’un en popüler mekânı Lucca’nın önünden geçerken yoğun bir parfüm bulutuna girip çıkıyorum. Kapısının önünde bekleyen çılgın kalabalık hiç değişmiyor. Trafiği tıkamak, ıstırap çekmek pahasına arbayla geliyorlar. Çünkü araba “kartvizit.” (O büyük Range Rover bugün işe yaramayacaksa ne zaman yarayacak?) Otoparkçı çocuklar koşturuyor. Lucca’nın hemen yanında açılan yeni mekân da çok kalabalık. İki kapısının önü de içeri girmek için bekleyenlerle dolu. İşin garip tarafı kalem etekler, yüksek topuklu ayakkabılar giyen çok röfleli kızların yaşları 15-19 arasında değişmesine karşın yanlarındaki tişörtlü, genç görünme kaygılı adamların 50’leri aşmış oluşu artık bu şehrin olağan görüntüsünün bir parçası. Yüzlerinde sıkıntı, bekliyorlar. Bekliyorlar... Acaba içeride de sıkılıyorlar mı? Neden buradalar? Ne umuyorlar? Yarın onlar için ne ifade ediyor? Cüzdanlarında aslında kaç para var?


***


Sahil şeridinin yeni doldurulan kıyısındaki kuytu banklarda “mekânsız ve parasız” çiftler var. Sevişememenin insanları, bir sepetteki yamru yumru patateslere dönmüş. Her saliseyi kolluyorlar kimse yok,hadi!

Uzun bacaklı, yakışıklı geyler düşük belli eşofmanlarıyla kırıtarak yürürken, sigaralarını bileklerini yukarı doğru kırmak suretiyle tutuyorlar. İkili sohbetleri büyük ihtimalle “Ay çok yedik Mualla, kız yürü” telaşındaki hanımkadınların gençlik yıllarındaki dertleriyle aynı noktada buluşuyor: Erkekler! Nereye varacaklar? Mutlu aşk yok mu sahi? Nasıl elde tutulacaklar?

Sahil şeridinde trafik berbat! Nedense herkes arabayla sahilde tur atmak istiyor ama trafik milim ilerlemiyor. Bütün aileyi çalıştığı şirketin taşıma aracına tıkmış gençler müziklerinin sesini sonuna kadar açmışlar, kulaklığımdan sızıp bana bile ulaşıyor. “Ulan, biz de varız burada be” diyorlar. Onlara bir de Vespa’sına nasıl olduğunu çözemediğim bir müzik sistemi taktırıp bağırtarak arabesk dinleyen delikanlılar eşlik ediyor. Mutlaka iki kişi oluyorlar. Şık arabaların camları kapalı. Klimalı ortamdaki mutsuzluğu arabanın ön sağında oturan kadınların yüzünden ve suskunluktan okuyabiliyorsunuz. Bir de küçük arabaları içinde az sonra bir buluşmaya gidecek olan süslü kızlar var: Dikiz aynasında habire saçlarını düzeltip, dudak parlatıcılarını yeniliyorlar. Oysa o parlatıcı öpülemeyecek kadar yapışkan. Belki de birine sonsuza dek yapışmak istiyorlar kim bilir?


***


Yürüyorum...

Boğaz, köprüler, gemiler,evler, yalılar ışıl ışıl... Kulağımda sürekli değişen bir müzik var. Bir Robie Wiliams geliyor, bir Ceza. Bir filmin soundtrack’inden bir Türkçe popa geçiş oluyor ya da. Yalın “isteyip de söyleyemediğim çok şey var” diyor...

Şehir yaşıyor. Ne Amerikan ekonomisi, ne büyük deney, ne medya savaşları... Kulaklığımı çıkardığımda yanımdaki kadını duyuyorum: “Sahurda haşlanmış yumurta ye, tok tutar...”

İşte bu, hepsi bu...
2008-09-19 Bu yazı  3348  kere okundu
Son Yazıları:

Hepsi bu
Butafor’dan hayat dersleri
Yargıcı silgici
Lider
Bu cehhenem, bu cennet
Balıkların konuştuğu gün
Bize yeni bir gülüş gerek
Dinlence Zararlısı
1.500 YTL verin sevdiklerinizin cebini dinleyin!
Görgüsüzlük üzerine
YORUMLAR
Çarşaf bir simge değil
CHP lideri Baykal partisinin ‘çarşaf’ açılımını bakın hangi sözlerle savundu
10 yaş genç görünmenin formülü
Cildi 20 li yaşların diriliğine kavuşturan, ince kırışıklıkları, kaybolan nemi geri veren somon antioksidan ve vitamin kokteyllerinden oluşan hi-freka
VİDEO HABERLER

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar
Untitled Document
Burç Yorumları
 Arkadaşlarınızla aranızdaki duygusal bağları güçlendirmek için onlarla daha fazla zaman geçirmelisiniz.
 
Iletisim   |   Bankalar | Künye | Yayın İlkeleri | Önemli Linkler | haber | haberler | sitemap | Gerekli siteler: Google | emlak | iddaa | iddaa
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2007-2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

arkadaş çocuk oyunları sohbet odaları