Genel Yazar
Ayse Bogazkoy
Erkeklerin aklından neler geçiyor?
Yazarlarımız
Hacer Altay
TEKNOLOJİ TEKNOLOJİ OLALI BÖYLE ZARAR VERMEDİ
Kadir Günay
Adalı Hasan
Misafir Yazarlar
Haşmet Babaoğlu
Dünya çirkin, ben güzel deyince güzel olunmuyor ki!
Mehmet Barlas
AK Parti'nin başarı şansı az... Çünkü alternatifi yok...
İclal Aydın
Butafor’dan hayat dersleri
Reha Muhtar
Bodrum mu Capri-Positano mu pahalı?
Pakize Suda
Aslında işlev yok
Ayse Arman
Sevdiğin adamın adını tenine kazıtmak yanlış mı?

Habergunluk.com Gazete Haberleri oku - Hürriyet gazetesi, Sabah, Posta, Milliyet, kıbrıs gazete

 

Yazara Ait Tüm Yazılar
  İclal Aydın

          
         BALIKLARIN KONUŞTUĞU GÜN
İki yıldır doğru düzgün televizyon seyredemiyorum. Büyük bir kaybım da yok, farkındayım. Hatta belki şanslı bile sayılabilirim.

Bu aralar eğer İstanbul’daysam elimde hep kumanda. History Channel, HomeTV ve National Geographic en sık ziyaret ettiğim kanallar.

Geçen akşam yemekte arkadaşlarıma anlattığımda çok eğlendiler.

Avrupalı’nın hayvan düşkünlüğü malumunuzdur. Her birinin canlarından değerli köpekleri hatta köpekler sayesinde geliştirdikleri garip bir sosyal ilişki ağı vardır. Hayvanları bu kadar severken insanlarla ilişkide bu denli soğuk olmaları yirmili yaşlarımın başındayken bana pek tuhaf gelirdi.

Günün birinde bamyayı sevmeye, klasik müzikle huzur bulmaya, uzun doğa yürüyüşlerinden keyif almaya çok benziyormuş meğer. İnsanlardan o kadar usanabiliyormuş ki “insan”, hayvanlar âlemine daha bir ilgiyle, şefkatle bakmaya başlıyormuş...

Her neyse...

Belki bu sebeple belki de hep ilgimi çektiğinden, birkaç yıldır orman, deniz hayvanlarının özel yaşamlarına televizyonda ya da herhangi bir dergide rastlarsam takılıp kalıyorum.

Tam da Planet Earth koleksiyonunun ardından hayvanların aşk hayatları başlıklı DVD’yi almıştım ki, o gece televizyonda

söz konusu DVD’nin televizyon versiyonuna rastladım.


***

Deniztavşanı... Âlemin en tuhaf yaratıkları!!! Onlar hem kadın hem erkek. Yani çift cinsiyetli. Deniz altındaki yaşamı algılayış ve yaşayışları her iki cinse de uygun olduğu için her eylemi doruklarda yaşıyorlar. Deniz dibinde dolaşırken birbirlerini buluyor, bir süre karşılıklı duruyor ve kim kadın, kim erkek olacak, karar veriyorlar. Sonra rolleri değiştiriyorlar. Sonra bir başka deniztavşanı olaya dahil oluyor. Ardından bir başkası, bir başkası daha... Derken duyan geliyor! Deniz altında müthiş bir küme çalışması başlıyor. Çalışma bir hayli uzun sürüyor. Yani gerçekten uzun sürüyor ve bir enerji patlamasıyla son buluyor. Bu enerjinin açığa çıkmasıyla deniz dibi binlerce deniztavşanı yavrusuyla doluyor.

İşin komik tarafı, bu son derece matrak metni okuyan kişinin hadiseyi izleyiciye derin bir belgesel ciddiyetiyle aktarmasıydı. Öyle eğlenceliydi ki...


***

Deniztavşanlarının çalışmasından daha enteresan ve örnek alınası bir başka projeyi ise denizatları hayata geçiriyor.

Şöyle ki:

Denizatlarında çocuk yapma işi birlikte kotarılsa da doğurma işi bir süre sonra erkeğe devrediliyor!

Evet!

Üstelik kesinlikle aynı yuvada yaşamıyorlar.

Anlatıcının aktardığına göre “anlaşılması güç bir biçimde birbirlerine bağlı olan denizatı çiftleri” her gün buluşuyor, el ele tutuşuyor, aynı otların, aynı yosunların çevresinde dolaşıyor ve günün sonunda herkes kendi yuvasına gidiyor.

İşi çözmüşler!!!

Üstelik doğurmak onların toplumunda erkeklik yarışı olduğundan bir atımda kim daha çok yavru çıkaracak diye yarışılıyor ve bunun stresini de tamamen erkek yaşıyor. Dişi denizatı sadece doğum yapan erkeği desteklemek üzere orada bulunuyor. Denizatları neredeyse tek eşli, son derece birbirlerine sadık ve bağlılar. Muhteşem...


***

İnsani yaşam biçimlerinin düğüm olmuş sorunlarının çözümüne deniz altında rastlamak eğlenceli olduğu kadar düşündürücü de... Üremek, karnını doyurmak ve kendini korumak dışında bir zorunluluğu olmayan hayvanlar, sanırım konuşa madıkları için daha kolay anlaşıyorlar. Konuşmanın başa bela olduğu bakınız, apaçık ortada.

Biri bana “konuşmalıyız” dedi mi başım dönüyor, oracıkta hastalanıyorum.

Konuşa konuşa, irdeleye irdeleye, analizler girdabında döne döne insanlıktan çıkıyoruz zira. Konuştukça batıyor, birbirimizden nefret ediyoruz. Haset ve kin besliyoruz. Ve karşımızdakini susturmak için onu yok etmeyi hedefleyerek yaşıyoruz... Konuşmayalım diye vuruyor terör örgütleri ya da vurduruyor birileri. Konuşmayalım diye telefonlarımız dinleniyor, gözaltına alınıyor kimilerimiz...

Konuştukça keçeleşiyor insan ilişkileri... Balıklar konuştuğu gün de bitecek deniz altının masumiyeti.

İşe köpekbalığını dolduruşa getirmekle başlayacaklar..
2008-07-13 Bu yazı  1013  kere okundu
Son Yazıları:

Butafor’dan hayat dersleri
Yargıcı silgici
Lider
Bu cehhenem, bu cennet
Balıkların konuştuğu gün
Bize yeni bir gülüş gerek
Dinlence Zararlısı
1.500 YTL verin sevdiklerinizin cebini dinleyin!
Görgüsüzlük üzerine
Üç sihirli tel
YORUMLAR
AKP nin Yerel Seçim Adayları
Yerel seçimler için partiler aday belirleme çalışmalarına başladı. En önemli iki şehir Ankara ve İstanbul... Kadir Topbaş gidiyor, yerine gelen isim i
İkinci el oto pazarlarında durgunluk
Yaz başlangıcında hareketlenen ikinci el oto pazarları sıcak havanın da etkisiyle durgun günler geçiriyor.
VİDEO HABERLER

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar
Untitled Document
Burç Yorumları
 Arkadaşlarınızla aranızdaki duygusal bağları güçlendirmek için onlarla daha fazla zaman geçirmelisiniz.
 
Iletisim   |   Bankalar | Künye | Yayın İlkeleri | Önemli Linkler | haber | sitemap | Google | 2008 Ramazan
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2007-2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
sohbet