Baba oğulÇamlığın derinliğinde hışırtılar
Geceyle sarmaş dolaş.
Gün batmış, bitmişti bu günkü savaş.
Ayışığı çamların arasından salkım, salkım
iniyor
Yer gök sessizliğe bürünmüş, toprak kendini
dinliyor
Gece kuşları iğneli çam dallarında,
Kendince yer arıyor.
Uyumamış böcekler çıtırdıyor.
Çamlık,
Sırrını ele vermez insanlar gibi
hışırdıyor
Yüreğinde tuz hortumlanmalarında
dayanılmaz ağrılar
Böğründe, elinde, ayağında geçimsiz sancılar
Sedyede ufak tefek kuru yüzlü bir adam
Yüzünde sert kıllar, sararmış benizde
Punçak, punçak gam…
İki elini böğrünü bastırmış,
Kan! Parmaklarından kızıl kızıl akıyor
Gözleri fersiz çukur, çukur doktora bakıyor
Verdik mi beyim! ? ? ?
Neyi, neyi verdik mi evladım!
Tepeyi…mevzileri. O bizim olan!
Vermediniz, vermediniz…
Dudaklar kıpırdadı, gözler kıpırdadı.
Sedyedeki yaralıyı sıklarcasına baktı.
Bütün yüzü sarardı ağır ağır
Evladım…
Feryad ağlamıyordu, sancısızdı.
Çığlık, hiç değil
Ne sızlandı, ne yandı, ne de yazıklandı.
Nicelerini görmüş köylü yüzü bulutlandı
Oğlum! Emen’im sen misin?
Bu yürekten kopuş, yürekten sökülüştü.
Oğlunu ağır yaralı, Çanakkale’de görmüştü.
Yaralı gözlerini açmış, baş ucundakine
Bakmıştı
Bütün dünya susmuş, gözlerinde sancılar durmuştu.
Kurumuş dudaklarıyla zorlukla yutkunmuştu.
Baba! Sen! Çanakkale’de!
Baba ile oğul arasında binlerce
İncecik tül örülmüştü
Oğul Galiçya’da bildiği babasını
Çanakkale’de görmüştü
Baba açık yaraya baktı
Biran yüzü acıyla buruştu
Gazan mübarek olsun!
Bütün dünya susmuştu…
Korkma! Ben buradayım
Sen iyileşmeye bak, yanındayım…
Gözlerinden seller çağladı, taşmadı.
Göz bebeğinin çevresinde dolandı,
Serhoşlandı.
Ay süzüldü, sabaha kalmanın erişinde
Bir cır cır böceği öttü uzun… uzun…
Yaşlı gazi el açmış Rabbine
Şükür secdesinde…
Baba-Oğul
Geldi çattı yine ayrılık
Elim böğrümde kanadım kırık
Beni de yaktı senin hastalık
Yüreğim dertli derdim bin çeşit
Kanımda dondu akmıyor ılık
Felek değilde sanki analık
Bu nasıl kader bana da yazık
Yüreğim dertli derdim bin çeşit
Elimde asa ayak da çarık
Seyyah eyledin bağrımda yanık
Bitsin be oğlum bizim ayrılık
Gözlerim nemli derdim bin çeşit
Babayla oğul hep ayrı kaldık
Çilemiz dolsun bize de yazık
De oğlum koş oğlum hasretim artık
Ciğerim yanıyor derdim bin çeşit.
|