Toptan, 23'üncü Dönem 2'nci Yasama Yılı'nı değerlendirme toplantısında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın Türkiye'ye yapacağı ziyaretinde "Anıtkabir'i ziyaret etmemesi' ile ilgili görüşlerinin" sorulması üzerine Toptan, Dışişleri Bakanı ve diplomatların bu konuda gerekli değerlendirmeleri yaptığını söyledi.
Bir soru üzerine, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen'in gençleri korumaya ilişkin teklifini ya da önerisini görmediğini kaydeden Toptan, bunu görmeden değerlendirme yapmasının yanlış olacağını ifade etti. Konuyu bugün bir gazetede haber olarak gördüğünü belirten Toptan, bunun dışında bilgisi olmadığını söyledi.
TBMM Başkanı Toptan, bir gazetecinin "YAŞ kararlarında ihraç çıkmaması tartışma yaşandı. CHP ile Genelkurmay arasında da tartışma yarattı. Hem ihraç kararı çıkmaması hem de Genelkurmay Başkanı'na emekliliğinde kullanılmak üzere alınacak zırhlı araç konusu... Siyaset ile askerin bu yöndeki tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusunu da cevaplandırdı.
"TSK'nın yıpratılmaması gerekir"
CHP ile Genelkurmay arasındaki tartışma konusunda bir değerlendirme yapamayacağını belirten Toptan, ancak harkesin gözbebeği olan TSK'nın günlük siyasetin dışında tutulmasının gerektiğini söyledi.
TSK'nın yıllardan beri Türkiye'nin güvenliği, terörle mücadele adına çok büyük bir mücadeleyi büyük bir özveriyle, çok da fazla şehit vermek suretiyle yerine getirdiğini ifade eden Toptan, TSK ile ilgili çeşitli görüşlerin de dile getirilebileceğini ve eleştiriler sunulabileceğini söyledi.
"Ama bunları yaparken, kurumsal olarak TSK'nın yıpranmasına neden olabilecek söz ve davranışlardan kaçınmak gerekir. Bunu herkes, hepimiz için söylüyorum" diyen TBMM Başkanı Toptan, "Bu vesilelerle, büyük hizmetler yapan ve son YAŞ kararıyla emekli olan komutanlarımıza teşekkür ediyor ve bundan sonraki yaşamlarında sağlıklı ömürler diliyorum, yeni gelen komutanlara da başarılar diliyorum. Sanıyorum bu tartışmalar kısa zamanda yerini daha dikkatli olmaya sevkedecektir" diye konuştu.
"Rektör atama yetkisi Cumhurbaşkanı'nın"
Toptan, "Rektör atamalarıyla ilgili tartışmalar var. Üniversitelerde türbana karşı çıktığı için bazı rektörlerin atanmadığı görüşler var. Siz bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine, konuyla ilgili yasanın Milli Eğitim Bakanlığı döneminde yapıldığını hatırlatarak, ondan önceki dönemde ise YÖK'ün 3 aday belirlediğini, Cumhurbaşkanı'nın bu adaylar arasından atama yaptığını anımsattı.
1992 yılındaki değişiklikle, üniversite öğretim üyelerinin de seçim sürecinde söz sahibi yapılmasını istediklerini kaydeden Toptan, bu nedenle üniversitelerin 6 aday seçmesini, YÖK'ün bu 6 adayı 3'e indirmesini, Cumhurbaşkanı'nın önüne bu adaylardan üçünün adının götürülmesini uygun bulduklarını ifade etti.
Mevcut sistemin tartışılabileceğine işaret eden Toptan, "Elbette, bu sistem tartışılabilir. Ama mevcut anayasa düzeni içinde o tarihte daha iyi bir yol ve yöntem bulamadık" dedi.
"YÖK ve Sayın Cumhurbaşkanı'na ait olan bu yetkiyi tartışmamak lazım gelir" diyen Toptan, herzaman herkesin beğenmediği, sevinmediği ya da sevindiği atamaların ortaya çıkmış olabileceğini kaydetti.
Daha önceki Cumhurbaşkanlarının da aynı hakları kullandığını hatırlatan Toptan, Anayasa ile verilmiş bir hakkın nasıl kullanılacağına, neye göre Cumhurbaşkanlarının böyle bir tercihte bulunduğuna karışamayacaklarını ve karışmamaları gerektiğini söyledi.
Toptan, "O zaman dönüp bize derler ki 'Anayasa böyle... Cumhurbaşkanı ve YÖK'e bu hakkı veriyor, değiştirin Anayasa'yı, nasıl doğruysa öyle bir düzenleme yapın, rektörler de ona göre seçilsin.' Bu mevcut anayasal düzen böyle kaldığı takdirde, Sayın Cumhurbaşkanları'nın yapmış olduğu tercihlere saygı göstermek gerekir diye düşünüyorum. Bu onların takdiridir. Anayasa'nın kendilerine verdiği takdir haklarını kullanmaktadırlar. Ona ilave başka yorum yapmamak lazım diye düşünüyorum" diye konuştu.
"Yeni bir anayasa için uygun konjonktür yok"
TBMM Başkanı Köksal Toptan, "Yeni bir anayasa için uygun bir konjonktürün olduğunu söyleyemem. O nedenle olabildiği kadar Türkiye'nin daha demokratikleşmesini sağlayacak, üzerinde geniş uzlaşma sağlanması mümkün olabilecek anayasa değişikliği olabilir" dedi.
Toplumun hemen hemen tüm kesimlerinin yeni anayasa yapımı konusunda görüş birliği içinde olduğunu belirten Toptan, "Yapılacak iş, bu görüş birliğini, uzlaşılan bir metin haline getirmeye çalışmaktır. Biz de önümüzdeki yasama yılında bunu yapmaya çalışacağız" diye konuştu.
Toptan, "Öteden beri yeni bir anayasa yapılması gerektiğini tartışıyor, konuşuyoruz, daha demokratik bir anayasa yapılmasından söz ediyoruz. O nedenle yapılacak Anayasa değişikliğini, salt siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştırıcı önlemleri düzenler noktasıyla örtüştürmeye çalışırsak yanlış bir değerlendirme yaparız ve amacımızdan da saparız. Yapılacak görüşmelerde, öyle bir düzenleme ihtiyacı ortaya çıkarsa onu Parlamento değerlendirir ve gereğini yapar ama başlangıç noktamız o değil" dedi.
Dokunulmazlık
Toptan, "Bu yasama yılında da milletvekili dokunulmalık dosyalarıyla ilgili dokunulmazlıkların kaldırılması kararı verilmedi. 22'nci Dönem'den beri bu devam ediyor. Siz 45 yıllık siyasetçi olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, hiç rahatsız olmuyor musunuz?" sorusunu cevaplandırdı.
Dünyanın bütün demokratik parlamentolarında, yasama organı üyelerinin dokunulmazlık zırhıyla korunduğunu belirten Toptan, yeni anayasa yapımında dokunulmazlık hükmünün de üzerinde durulması lazım gelen bir önemde olduğunu düşündüğünü kaydetti.
"Bunun dışında geçmiş uygulamalara baktığımızda genelde yasama dokunulmazlığıyla ilgili gelen dokunulmazlık tezkerelerinin çok büyük bölümünün yasama dönemi sonuna bırakıldığını görmekteyiz" diyen "Özünde bizim dokunulmazlık kavramı üzerinde tartışma yapıp, bu katı dokunulmazlıktan daha dar kapsamlı daha yumuşak bir dokunulmazlığa geçmemiz lazım. O doğru olur diye düşünmekteyim" diye konuştu.