Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve
komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, resmî ziyaret için
Ankara'da. Temaslarına Anıtkabir'i ziyaret ederek başlayan AB
yetkilileri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kabul edildi. Alınan
bilgilere göre AB temsilcileri, Gül'e Türkiye'nin AB müzakere sürecine
desteğini aktardı ve 'eksikler giderilsin' mesajı verdi. Barroso,
"Türkiye, üyelik şartlarını yerine getirdiğinde üyeliğinin önünde kimse
duramaz." dedi. Başbakan Erdoğan ile ortak basın toplantısı düzenleyen
Barroso, AK Parti'ye yönelik açılan kapatma davası ile ilgili önemli
açıklamalarda bulundu. Mahkemeye intikal etmiş bir dava konusunda
konuşamayacağını ifade eden komisyon başkanı, ancak AB ile tam üyelik
müzakereleri yapan bir ülkede böylesine önemli bir gelişmeye kayıtsız
kalamayacaklarını kaydetti. Anayasa Mahkemesi'nin, Venedik kriterlerine
uygun ve hukukun üstünlüğü ilkesini pekiştiren bir karar almasını ümit
ettiğini belirten Barroso, "Demokratik laiklikte din yokmuş gibi
davranılamaz. Bir bireyin kadın olsun erkek olsun bireysel haklarını
tanımak gerekir. Böyle olunca devlet ile toplum arasındaki en iyi
ilişki kurulmuş olur." dedi.
AK Parti'ye açılan kapatma davasının Avrupa'da yankıları sürerken
dün Ankara önemli bir konuğu ağırladı. AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel
Barroso, kritik süreçte Türkiye'ye geldi. Temaslarında kapatma
davasıyla ilgili net mesajlar veren Barroso, "Umut ediyorum ki Anayasa
Mahkemesi'nin kararı, hukukun üstünlüğü, insan hakları, AB
standartlarıyla uygun ve Venedik prensipleri doğrultusunda olacaktır."
dedi. AB'yle üyelik müzakeresi yürüten bir ülkede böylesi bir
gelişmenin kendisini şaşırttığını söyleyen Barroso, "Çünkü böylesine
bir süreci normal, demokratik ve istikrarlı bir ülkede görmek çok da
alışılmış bir şey değil." ifadesini kullandı. Komisyon Başkanı, aday
olan bir ülkede böyle bir gelişmeye kayıtsız kalamayacaklarının altını
çizdi. Türkiye'deki laiklik uygulamasıyla AB ülkelerindeki durumu
kıyaslarken de, "Demokratik laiklikten bahsederken bir din yokmuş gibi
davranamayız. Toplumda din vardır. Demokratik devletin de din
özgürlüğüne saygı göstermesi gerekir." diye konuştu.
Ankara'ya AB'nin Genişleme Komiseri Olli Rehn'le birlikte gelen
Barroso, Başbakan Erdoğan'ı ziyaret etti. Başbakanlık'ta yapılan resmi
karşılama töreninin ardından yapılan görüşme yaklaşık 1 saat 45 dakika
sürdü. Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın da hazır olduğu görüşme sonrası
Erdoğan ve Barroso birlikte bir basın toplantısı düzenledi. Barroso,
"AB'yle müzakere eden bir ülkede kapatma davası açılmasına şaşırdığını
söylerken, "Çünkü böylesine bir süreci normal, demokratik ve istikrarlı
bir ülkede görmek hiç alışılmış bir şey değil." şeklinde konuştu.
Türkiye'nin şu an aday ülke konumunda olmasını gerekçe göstererek,
Avrupa standartlarının uygulanmadığı bir duruma kayıtsız
kalamayacaklarını ifade etti. "Laiklik din değildir demiştiniz.
Avrupa'daki laiklik uygulamalarını kıyasladığınızda Türkiye'deki
laiklik uygulamalarını nasıl yorumluyorsunuz?" şeklindeki bir soruya
karşılık Barroso, laik kural ve uygulamanın farklı yolları ve modelleri
olduğundan söz ederek, şu cevabı verdi: "Kamu kurumları ile herhangi
bir din arasında ayrım olması, bu ayrımın belirlenmesi lazım.
Demokratik laiklik dediğimiz bu. Bir birey, kadın olsun erkek olsun
bunu hissedilebilmeli. Demokratik devletin de din özgürlüğüne saygı
göstermesi gerekir. AB olarak bizim laiklik anlayışımız budur." Erdoğan
ve Barroso'nun yaptığı basın toplantısında ortak hedefin tam üyelik
olduğu teyit edildi. Komisyon Başkanı Barroso, Türkiye'ye geliş
sebebinin AB reformları konusunda Türkiye'yi cesaretlendirip teşvik
etmek olduğuna vurgu yaptı. Barroso, "Türkiye, AB'yle müzakere eden bir
ülke. Türkiye'de olanlar, AB için önemli. AB'de olanlar Türkiye için
önemli. Türkiye çok büyük reformlar yaptı, idamı kaldırdı, Vakıflar
Yasası'nı geçirdi, 301'de adım attı. Ama açık sözlülükle Başbakan'a
daha gidilecek çok yol olduğunu söyledim. Hâlâ kadın hakları, din
özgürlüğü ve demokratik şeffaflık alanında sorunlar var." ifadelerini
kullandı. Başbakan Erdoğan da Türkiye'nin AB sürecinde yaşadığı
sıkıntıyı gözden geçirdiklerini aktardı. Erdoğan, görüşmede Nabucco
boru hattı projesi ve Kıbrıs'ın da gündeme geldiğini dile getirdi.
AB Komisyounu Başkanı Barroso, Erdoğan ile görüşmesinin ardından
Meclis'e geçerek CHP'nin "kapatma davası hakkında konuşursa salonu terk
ederiz" tehdidi altında milletvekillerine seslendi. AK Parti'ye açılan
kapatma davasına değinmeyen Barroso, Türkiye'nin enerjisini reformlar
için harcamasını istedi. Laiklik ve başörtüsü konusunda AB'nin tavır
almasının beklenmemesini isteyen Barroso, milliyetçi duygular ile AB
ülküsünün çelişmeyeceğini de vurguladı. Barroso'nun PKK'yı terör örgütü
olarak gördükleri yönündeki sözleri DTP dışındaki tüm partilerden alkış
aldı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Barroso gelmeden önce Meclis
kulisinde gazetecilere yaptığı açıklamada, AB yetkilisinin kapatma
konusuyla ilgili konuşması halinde protesto edebilecekleri sinyalini
verdi. Barroso ise yaptığı konuşmada kapatma davasına girmedi; ancak
demokrasi mesajı verdi.
Şiddet içermeyen konuların yargılanmasının sağlıklı olmadığını ifade
eden Barroso, laiklik ve başörtüsü konusunda şunları söyledi: "Laikliğe
dair tartışmaların öneminin farkındayım. Avrupa'da da bunlar yaşandı.
Eminim Türkiye kendi dinamikleri içinde bunu çözecek. Bu yüzden taraf
olmamızı beklemeyin aynı şey başörtüsü konusu için de geçerli. Türban
her kadının kendi karar alması gereken bir konudur." Türkiye'nin
terörle mücadelesine destek veren Barroso, Güneydoğu'daki sorunların
çözümünün, kapsamlı bir strateji çerçevesinde gerçekleştirilebileceğine
inandıklarını dile getirerek, hükümetin bu konuda bir plan üzerinde
çalıştığını bildiklerini söyledi. Türkiye'nin AB müzakerelerini başarı
ile yürüttüğünü söyleyen AB Komisyonu Başkanı, İngiltere'nin 2 kez AB
kapısından geri çevrildiğini hatırlatarak Ankara'nın üyeliğine karşı
çıkacak aykırı seslerin normal karşılanmasını istedi.
Boğazların efendisi olarak Avrupalı geleceği seçtiniz
AB Komisyonu Başkanı Barroso, Meclis'te yaptığı "Türkiye: Boğazların
efendisi, kendi kaderinin efendisi" başlıklı konuşmasında, "Türkiye'nin
Avrupalı bir geleceği seçtiğini" belirtirken, şu anda Paris'teki Louvre
Müzesi'nde sergilenen bir yağlıboya tabloya dikkat çekti. Barroso,
"Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa siyasetinde her zaman anahtar bir aktör
oldu. Venedikli ressam Paolo Vereneso, Kana Düğünü isimli tablosunda,
Avrupa'nın önemli liderlerini aynı masada resmeder ve Kanuni Sultan
Süleyman, V. Şarlken ve I. François arasında oturur. Türkiye'nin etkisi
yüzyıllar boyu inişli çıkışlı oldu ama Avrupa jeopolitiğinin bir
parçası olarak kaldı." dedi. Bilindiği gibi Kanuni, Şarlken'e esir
düşen François'yı kurtarmıştı.