-''TÜRKİYE KABUKLARINI KIRIYOR''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başkalarının siyaseti rekabeti siyasi çatışma olarak görebileceğini, ama kendilerinin tek derdinin insanlara ve ülkeye hizmet etmek olduğunu söyledi.
AK Parti bünyesinde siyasetle meşgul olan kişilerin cevaplaması gereken en önemli sorunun ''Bu ülkeyi dünya üzerinde nereye layık gördükleri'' olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Başkalarının yaptığı gibi kendimizi bu ülkede hangi konuma layık gördüğümüz değildir. Özgüven sorunları olanlar, kendilerine güvenmeyenler Türkiye'yi de kendi dar zihinlerine mahkum etmek istiyorlar. Türkiye ise kabuklarını yeni ve güçlü bir Türkiye için kırıyor. Bugünün Türkiyesi, dünya ilişkilerinde korku refleksi ile hareket eden bir Türkiye değildir. Bugünün Türkiyesi, 'Acaba başkaları ne der' diye sözünü yutkunan bir Türkiye değildir. Bugünün Türkiyesi, Kafkaslar'dan Orta Doğu'ya, Balkanlar'dan Orta Asya'ya dost halkasını alabildiğine genişleten, dostluğu her ülke tarafından talep edilen bir Türkiye'dir. Eski korkularla hareket edenler, Türkiye'nin ufkunu daraltmak isteyenler ne yeni dünyanın gerçeklerinden haberdardır ne de Türkiye'nin kazandığı özgüvenden ve güçten haberdardır.''
-''TÜRKİYE, ARTIK GÜNDEM BELİRLEYEN BİR ÜLKEDİR''-
Erdoğan, Türkiye'nin son dönemde dış politikada uluslararası ilişkilerde artık gündemi geriden izleyen, gündeme ayak uydurmaya çalışan bir ülke olmadığını belirterek, ''Türkiye, artık gündem belirleyen bir ülkedir'' diye konuştu.
Son birkaç ayda komşu bölgelerde gelişen olaylara karşı Türkiye'nin nasıl bir tavır takındığını, gündemin oluşmasına nasıl katkılar yaptığının görüldüğünü dile getiren Erdoğan, Gürcistan ile Rusya arasındaki krizde iki tarafın da güvenini sağlayacak şekilde sürece müdahil olduklarını söyledi.
Suriye ile İsrail arasındaki dolaylı görüşmelerde de yine iki tarafın tam güvenini kazanmış şekilde müzakereleri sürdürdüklerini anlatan Erdoğan, perşembe günü Şam'da katıldıkları ''İstikrar için Diyalog'' başlıklı zirve toplantısında da bölgesel meseleleri değerlendirdiklerini kaydetti.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Her konuda, her sorunda Türkiye artık yapıcı katkısı aranan, süreçlere katılması istenen bölgesel ve küresel bir aktör haline gelmiştir. Desteği, katkısı aranan bir ülke haline gelmek durup dururken olmuyor. Ziyaretler yapmakla, diyalog kurmakla, işbirliklerini geliştirmekle oluyor. Tarafların güvenini kazanmak, ara bulucu ve aracı olmak durup dururken olmuyor. Sağduyulu hareket etmekle, dengeli ve ölçülü olmakla, dürüst ve samimi davranmakla oluyor.''
Erdoğan, Türkiye'nin Balkanlar'da, Orta Doğu'da, Kafkaslar'da her zeminde işbirliği aranılan, güvenilir bir ülke konumuna geldiğini, ülkeyi ve milleti geriye götürerek, uluslararası irtibatı zayıflatarak, bölgesel ve küresel gücü zafiyete uğratarak, demagoji siyaseti yapmanın zamanının çoktan geçtiğini söyledi.
Uluslararası zeminde ülkelerin sözü ne kadar dinleniyorsa, ne kadar ciddiye alınıyorsa, uluslararası gündemin belirlenmesinde ne kadar etkisi olabiliyorsa uluslararası gücünün de o kadar olduğu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
''Biz diyoruz ki, hem ülkemiz güçlü olacak, hem milletimiz güçlü olacak hem de devletimiz güçlü olacak. Milleti aç ve açıkta bırakarak milliyetçilik yapmak, milleti aç ve açıkta bırakarak devletçilik yapmanını devri çoktan geçti. Türkiye'nin yeri alt kümeler değildir, süper ligdir. Türkiye tarihi ile doğal kaynaklarıyla, coğrafyasıyla, insan gücüyle hem bölgesinin hem de dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir.
Bu ufka sahip olmayanlar, atılan her adımı yıllarca hamasetle körelmiş dar kalıplı zihinleriyle değerlendiriyor. Bu zihniyet Türkiye'ye hiçbir fayda vermiyor. Türkiye'nin potansiyeline AK Parti iktidarıyla erişen ülkemiz, inşallah bu potansiyeli daha da artırarak bu yolculuğu devam ettirecektir. Onlar olanı biteni hala mahkum oldukları o kısır döngü içinde değerlendirmeye çalışıyorlar. Biz bu duruma üzülüyoruz. Keşke onlar da büyük düşünseler. Büyük bir ülkenin, büyük bir milletin mensubu olduklarını, o millete yakışır bir vizyonla olayları değerlendirebilseler.''
-''BU KERVAN, BU YOLDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYOR''-
Başbakan Erdoğan, bu durumun AK Parti ve Türkiye'nin yürüyüşünü sekteye uğratamayacağını ifade ederek, ''Çünkü bu kervan bu yolda emin adımlarla yürüyor. Bu kervana dahil olanlar zaten dahil oldu, olacak ama bu kervana dahil olmayanlar da ancak tribünden seyredecek'' dedi.
Erdoğan, Türkiye'nin önemli bir ülke olduğunu, komşularıyla ve dünya ile olan ilişkilerini büyük ve itibarlı bir ülke gibi yürütmeye devam edeceğini belirterek, şöyle konuştu:
''Büyük ve itibar sahibi ülkelerin kompleksi olmaz. Üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke kompleksi artık geride kalmıştır. Bu kompleksle hareket eden bir Türkiye artık yok. Bu düşünceyi artık olumlu istikamette faydaya çevirmeye gayret eden, bunun planlarını yapan, bunu uygulamaya sokan bir Türkiye var. İşte geldiğimizden bu yana düşman üreten değil, dost üreten bir Türkiye var.''
-''DERE AKAR TÜRK YAPAR''-
Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olmasının çalışıp ülke için ranta dönüştürülmesi halinde faydası bulunduğunu ifade eden Erdoğan, büyüklerin ''Dereler akar, Türk bakar'' sözüne atıfta bulunarak, artık bunun geride kaldığını söyledi.
Başbakan Erdoğan, kendilerinin artık ''Dere akar, Türk yapar'' dediklerini ve bunu gerçekleştirdiklerini; şimdi iktidarlarının bunun adımlarını attığını belirterek, şunları kaydetti:
''Bugün, Türkiye, bölgesindeki her sorunun çözülmesinde aktif görev alan, sözü dinlenen bir ülke konumunda geldiyse bu korkularla değil, özgüvenle hareket ederek olmuştur. İnancına güvenmeyen inanç hürriyetinden korkar, düşüncesine güvenmeyen düşünce hürriyetinden korkar. Bizler AK Partililer olarak düşüncemize de güveniyoruz, inancımıza da güveniyoruz. Ne düşünce hürriyetinden korkuyoruz, ne inanç hürriyetinden korkuyoruz. Emin adımlarla yola devam ediyoruz. 'Ben hiçbir şeye karışmam, kendi kabuğumda yaşar giderim' deseydik bu mümkün olabilir miydi? Biz hiçbir konuda masadan kaçmayız. Herhangi bir konuda masadan kaçmamızı gerektirecek bir durum yok. Çünkü biz Türkiye'ye güveniyoruz, milletimize güveniyoruz, kendimize güveniyoruz.''
Erdoğan'ın diğer açıklamaları şöyleydi:
CHP, AB konusunda bilgi veme talebimizi yanıtsız bıraktı.
Cumhurbaşkanının milli maçı izlemeye gitmesi sizi bu kadar niye rahatsız ediyor. Biz herşeyin masada çözülebileceğine inanıyoruz. Masada.. Bunlar proble çözemez, problem yaratır. Onun için bunlara yönetim bırakılmaz. Biz en alt kademeden beri problem çöze çöze geldik.
Bizim hedefimiz insanı yüceltmek. "Ne dedik insanı yücelt ki devlet yücelsin" AK Parti hiç bir zaman dar bir zümre partisi olmayacak olmadı.
Bayrampaşa Cezaevi'nin yerine Bayrampaşa'ya ve İstanbullulara layık bir tesis yapacağız.
Bir konuyu daha söylemek zorundayım. Sayın Doğan dün bir yazılı cevap verdi. Bu hamur çok daha su kaldırır. Aydın Doğan'ın Genel Yayın Yönetmeni insani duyguları sömürenleri yazmayalım mı diyor. Yaz da. Doğruları yaz. Yalan ve iftira yazma.. Dün belegeden bahsediyordunuz. Bir gecede buharlaşıverdi. Şimdi yarım ağız Başbakanlığa verildi diyor.
AYDIN DOĞAN'A ÇOK SERT CEVAP
Sayın Aydın Doğan iddia sahibi ben değilim diyor. Sayın medyam sadece bilgi veriyor diyor. Hukukta yataklık etme diye bir şey var. Şu anda iftiraya yataklık ettiğinin farkında mısın? Başbakanlığın basın danışmanı var. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanına iftira atmanın ne denli çirkin olacağını bilmiyor musun? Tutanak dediğiniz üzerinde rakam ve imza bulunmayan bir makbuz. Yayınlsanıza delil varsa. Bu tutanak dediğiniz şey bu mu? Mahkeme safhasındaki bir konu için ortaya attığınız şeye bakın.
Senin Genel Yayın Yönetmenin hala başbakanlık derken sen niye başbakan diyorsun. Yalanında niye devam ediyorsun?
Basın özgürlüğü iftira atmak değildir. Doğan Baykal'ın NTV'nin yaklancısıyım diyor. Baykal'a sorunca da ben Aydın Doğan medyasının yalacısıyım diyor. Tayyip Erdoğan hiç bir zaman yanlış yapanın yanında olmaz. Suçluyla masumun ayrılacağı yer mahkeme salonlarıdır. Önce birini suçlu ilan edeceksiniz sonra sonra aklanınca susacaksın. Aydın Doğan2ın ne acelesi var.
Bunun altında ne var açıklayın. Telaşınız niye? Size bir hafta süre.. Gelecek hafta kongrelerle ilgili gelecek hafta yine İstanbul'dayım. Açıkladın açıklamadın ben açıklayacağım. RTÜK Başkanı ile ne işiniz var. Peşinen niye suçlu ilan ediyorsunuz. CNN'in karasal yayıncılık işi ile ilgili alakası var mı?
Alman makamları Türk hükümetinin baskısı yok diyor. Böylemi gazetecilik yapıyorsun sen. Özgür basını susuturmak istiyormuşuz. Böyle cevap mı olur? Kimseye bu yazdıklarını yutturamazsın. Hilton'un soununu belediyenin sorunu olduğunu biliyorum diyor. Belediyenin sorunu da niye bana geldin. Niye bana ricada bulundun?
Sayın Aydın Doğan kovaladığın iş hakkın değil. Çevreci Doğan.. Gazetelerinde çevreci çevreci diyorsun ya.. çevreci Doğan sevsinler seni.. Ben bu kadar parayı burayı otel yapmak için mi verdim. Aynen bunu söyledi. Bugüne kadar bunlar böyle zengin oldu. Önce köşeye sıkıştırılar. Köşeye sıkıştırılınca da iş biter.
Sadece konu bu değil. Bu hamur daha su kaldırır dedim ya.. Bundan sonra bizi izlemeye devam edin. Bundan sonra Doğan yazacak biz açıklayacağız. Doğan yazacak biz açıklayacağız. Böylece kara kaplı defterleri açığa çıkacak. Sen hakaret ve iftira atacaksın tek sermayesi konuşmak olan biz susacağız öyle mi? Biz onlar eteklerinde bütün taşları döksün diye bekledik. Her türlü iddiayı cevap bekledik, şimdi cevap vereceğiz.
Bizim amacımız 3Y ile mücadele.. Sayın Doğan sana demokrasi ile ilgili bir şey daha söyleyeyim. Gazeteci demek eleştirilmemek değildir. Senin köşe yazarların var silahşörlerin var. Maaşlı paralı silahşörlerin var. Sen önce git cevap hakkına saygı ne demek onu öğren. Cumartasi pazar dışında gel bunu konuşalım. Cumartesi pazar bunun takipçisi olacağız. Hafta içinde doğrular yazılmazsa cumartesi günleri hesabını sorarız."
Video