Ergenekon operasyonunun 6. dalgası kapsamında gözaltına alınan Osman
Gürbüz’ün karanlık geçmişi, 1978’den bu yana cinayet dahil çok sayıda
olaya karışmasına ve hakkında çok sayıda dava açılmasına rağmen
cezaevinden her seferinde kısa sürede çıkmayı başarması nedeniyle soru
işaretlerine neden oldu. Çizdiği portre, Susurluk sürecinde kamuoyunun
gündemine gelen isimlere benzeyen ve “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’a
benzerliği nedeniyle “2. Yeşil” olarak da bilinen Gürbüz’le ilgili soru
işaretlerinin aydınlatılmasının, karanlıkta kalan çok sayıda olaya da
ışık tutması bekleniyor.
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Gürbüz, 1978’de
16 yaşındayken bir hayat kadınından bilezik gasp etti, ancak yaşının
küçük olması nedeniyle cezaevinden kalması gerekenden daha kısa sürede
çıktı. 1986’dan itibaren işlediği yaralama, tehdit, gasp gibi suçlarla
adı polis kayıtlarına geçen Gürbüz, 1990’ da karısına sarıldığını
gördüğü ağabeyini öldürdü. İddiaya göre, Gürbüz 1 yıl sonra karısı ile
kardeşini vurdu, kardeşi öldü.
Sabıka üzerine sabıka
1995’te dönemin ünlü işadamı Ertan Sert’ten para tahsilatı yaptıktan
sonra ev ve lüks araba satın aldığı belirtilen Gürbüz, aynı dönemde
Kocaeli’nde bir polisle çatışmaya girerek ismini duyurdu. Bir polisin
öldürülmesi olayına karıştığı, 3 ölümle sonuçlanan bir çatışmaya
girdiği iddia edilen Gürbüz’ün bu dönemde İstanbul’da üniversite
öğrencisi bir kıza tecavüz ettiği de öne sürüldü. Gürbüz, 1997’de
İstanbul’da emekli bir tuğgenerale ait olduğu öne sürülen şirkete
düzenlenen baskında binadan atlayarak kaçmaya çalışırken yakalandı.
Kısa süre hapis yatıp çıktı
İddialara göre, Gürbüz hakkında açığa çıkartılabilen suçlardan
dolayı 39 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Ancak istenen
cezalar, karıştığı öne sürülen suçlar göz önüne alındığında çok düşük
olduğu ve karıştığı birçok olayın adli makamlarca aydınlatılamadığı
belirtiliyor. ‘Rahşan (Ecevit) Affı’ olarak bilinen Şartla Salıverme
Yasası’ndan 2001’de yararlanarak kısa süre hapis yatıp çıktığı
belirtilen Gürbüz’ün, af kapsamında olmayan tüm suçlar nedeniyle hapis
yatmaktan nasıl kurtulduğu ise bilinmiyor.
‘Küçük Hacı’ deniyor
Yaşamı boyunca çok sayıda suça karıştığı öne sürülen Gürbüz’ün bu
kadar rahat hareket edebilmesi ve cezaevinden kısa sürede
çıkabilmesinde JİTEM bağlantılarının etkili olduğu da iddia ediliyor.
İstihbarat birimlerince “Küçük Hacı” olarak da bilinen Gürbüz’ün,
jandarmadan atılan eski JİTEM’ci bir grupla birlikte hareket ettiği,
MİT ve emniyet mensuplarıyla ilişkisi bulunduğu öne sürüldü.
Son dönemde İstanbul-Antalya arasında mekik dokuyan, Antalya’da
kafeterya işleten Gürbüz, 2 yıl önce yine Antalya’daki bayrak
mitinginin düzenlenmesinde görev aldı. Aynı dönemde Kemer’de bir yerel
gazeteciyi dövüp işkence yaptığı gerekçesiyle tutuklanan Gürbüz, kısa
sürede yeniden özgürlüğüne kavuştu.
Avcı ipucu verdi
Bir dönem İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi’nin başında olan
Hanefi Avcı da kendi döneminde hakkında iki kez işlem yapılan
Gürbüz’den, üstü kapalı olarak TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu’nda
söz etti. Avcı’nın, “Gazi Mahallesi olaylarını Yeşil benzeri kişilerin
gerçekleştirdiğini” söylemesi, Gürbüz’den söz ettiği şeklinde
yorumlandı. Gürbüz’e yapılan adli işlemlerin büyük bölümünün Gazi
olaylarının olduğu döneme rastlaması da bu yorumlarda etkili oldu.
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltında olan Gürbüz’e,
emniyetteki sorgusunda Gazi olaylarıyla ilgili 3 soru yöneltildiği
öğrenildi. Sorulara “bilgim yok” yanıtını veren Gürbüz’ün, polisin
kendisine belge göstermesi üzerine susma hakkını kullandığı ifade
edildi. Gürbüz, geçmişte Yıldırım’la iki kez görüştüğünü de anlattı.
Kayıp HADEP’liler
Ergenekon soruşturması kapsamında Gürbüz’ün, yurtdışında olduğu
belirtilen ve aranan emekli Jandarma Tuğgeneral Levent Ersöz’le
temasının bulunduğu da öne sürülüyor. Ersöz’ün Güneydoğu’daki görevi
sırasında bölgede olduğu iddia edilen Gürbüz’ün, o dönemde HADEP’li
Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in kaybolması olayına karıştığı
yönündeki iddia da araştırılıyor.