Ancak Yargıtay'ın Başbakan Erdoğan'a yanıt
gibi bir karar verdiği ve "Bıyık ve sakal istememek ayrımcılığa girmez.
Bıyık ve sakal istememek işverenin yönetim hakkı içine girer” dediği
belirlendi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi üyeleri, işverenin işyerinde bıyıklı ve
sakallı olanları çalıştırmama hakkı olduğunu ve bunun ‘ayrımcılık’
olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “İşle uyuşmadığı
zaman bıyık ve sakalı haklı fesih nedeni yapıyoruz. Bıyık ve sakal
istememek ayrımcılığa girmez. Bıyık ve sakal istememek işverenin
yönetim hakkı içine girer” dedi.
Yargıtay üyeleri, yapılan iş ile kılık kıyafeti önemsediklerini ve
işçinin yaptığı işe uyumlu olması gerektiğine de dikkat çekerek,
“Örneğin bir aşçının sakal ve bıyık bırakması veya bir cerrahın uzun
saçlı olması kabul edilemez. İşveren, bıyık ve sakalını kesmeyen
aşçıyı, saçını kesmeyen cerrahı çalıştırmak istemeyebilir. Biz bu
konuda ‘ayrımıcılık’ yapıldı demiyoruz. Çünkü, işin gereği aşçının
sakalsız, cerrahın da kısa saçlı olması gerekir.”
-İŞTE YARGITAY’IN ‘BIYIK’ KARARI-
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işyerinde çalışan bir davacının bıyık
bırakması üzerine işverence iki kez ihtar edildiğini buna rağmen
bıyığını kesmediği için iş akdinin fesh edildiği bir davada emsal bir
karara imza attı.
Mahkeme, işçinin açtığı davayı reddetti. Yargıtay, yerel mahkemenin kararını bozarak şu görüşleri dile getirdi:
“Davalı işyerinde çalışan davacının bıyık bırakması üzerine, önce
işverence iki kez bıyıklarını kesmesi için ihtarda bulunulduğu,
kesmemesi üzerine akdin 1475 sayılı iş yasasının 17/-g maddesi
gereğince feshedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının işverenin
uyarısına rağmen bıyıklarını kesmemesi nedeni ile hizmet aktinin
feshedilmesi haklı fesih olarak kabul edilip ihbar ve kıdem tazminatı
isteği reddedilmiştir.
Davacının işe girdiği sırada yürürlükte bulunmayan işyeri
yönetmeliğinin 26/] maddesinin kılık kıyafet, traş, bıyık ve sakalla
ilgili olarak işverence alınmış ve işin gereği olarak verilen sözlü ve
yazılı emir ve talimatlara uymamak ihtar cezasının verilmesini
gerektiren bir durumdur. Davacının bıyık bırakması aynı yönetmeliğin
27. maddesinde düzenlenen işten çıkarmayı gerektiren durumlar arasında
sayılmadığı gibi 1475 sayılı yasanın 17/2-g maddesine giren hallerden
de değildir.”
-‘İŞVERENİN BIYIKLI İŞÇİ İSTEMEMESİ MAKUL BİR NEDEN’-
Aynı kararda, işverenin bıyıklı işçi çalıştırmak istememesinin makul
bir neden olduğuna da dikkat çekilerek şu görüşler dile getirildi:
“İşveren, bıyık bırakan davacının işyerinde çalışmasını istemiyorsa
bu hal makul bir neden olarak kabul edilip, hizmet aktini 1475 sayılı
yasanın 13. maddesi gereğince feshederek davacıya ihbar ve kıdem
tazminatları alacağını ödemesi gerekir. Tanık anlatımlarından işyerinde
davacı ile aynı işi yapan bir işçinin işe girerken bıyıklarını
kesmeyeceği şartını ileri sürdüğü ve işverence bu koşul kabul edilerek
bu işçi bıyıklı olarak aynı işte çalıştırıldığından işverenin işçilere
eşit davranma ilkesine de uymadığı saptanmıştır.Bu nedenlerle davacının
ihbar ve kıdem tazminatları isteklerinin kabulü gerekirken reddedilmesi
hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir”