Aktütün'de 17 yiğidimizin şehit olduğu baskında 'ihmal var mı?' sorusuna cevap arayan basına, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ'dan çok sert tepki geldi.
Ordumuzun 17 neferinin şehit olmasında 'ihmaller zinciri' olup olmadığını araştıran basına ağır ithamlarda bulunan Başbuğ, "Eleştiri sınırını aştınız" dedi.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Balıkesir Astsubay Meslek Yüksekokul Komutanlığı'na verilen Alay Sancağı teslim törenine katılan Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, törenin ardından Aktütün Karakolu'na yapılan saldırıyla ilgili “ihmal olup olmadığını” araştıran basına ağır ithamlarda bulundu. Başbuğ, saldırının terör örgütü için "intihar saldırısından" farksız olduğunu vurgularken, "Herkesi doğru yerde bulunmaya davet ediyorum” dedi.
Adli işlem başlatıldı
Aktütün saldırısıyla ilgili incelemenin sürdüğünü belirten Org. Başbuğ "Kendine güveni tam olan tüm kurumlar gibi incelemenin sonuçlanmasını müteakip kamuoyuyla paylaşılması gereken hususlar verilir. Bu konudaki bilgileri sızdıranlar, bu gizli bilgileri kullananlar hakkında adli işlemler başlatılmıştır” dedi.
Başbuğ, şunları söyledi: "Bu olay, Bayraktepe’de meydana gelen olay, bölücü terör örgütü açısından adeta bir intihar saldırısıdır. Bunu açın okuyun, öğrenin. Bayraktepe’de, çarpışan askerlerimiz açısından ise daha önce de ifade edildiği gibi bu bir kahramanlık destanıdır.
Akan ve akacak kanın...
Olayın hemen akabinde, her zaman olduğu gibi olayın bütün boyutlarının incelemesi görevi Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından, 2. Ordu Komutanı’na verilmiştir. İncelemenin sonuçlanmasına müteakip, kendine güvenen bütün kurumlar gibi ki TSK'nın kendine olan güveni tamdır. Dolayısıyla kendine güveni tam olan kurumlar gibi bu incelemenin sonuçlanmasını müteakip elbette, elbette kamuoyuyla paylaşılması gereken hususlar kamuoyuna bilgi olarak verilecektir. Şimdi şu söyleyeceğim hususa dikkatinizi çekmek istiyorum; bütün bunlara rağmen, bölücü terör örgütünün yaptığı eylemleri, altını çiziyorum başarılı gibi gösterenler, tekrar ifade ediyorum başarılı gibi gösterenler akan ve akacak olan her damla kanın sorumluluğuna ortak olurlar. Bunu herkesin iyi anlamasını istiyorum. Son günlerde yoğunlaşan sistemli saldırılar, emin olunuz ki, TSK'nın gücünü, kararlılığını, azmini arttırmaktan başka hiçbir işe yarayamaz.
Doğru yere davet etti
Bir ordunun bu tip saldırılar karşısında, ki bu saldırılar doğru bilgiye dayanmayan, sınırlarını aşan eleştirilerdir. Bu tip saldırılar karşısında her ordunun vereceği cevap ve tepki bellidir ve bu husus bütün ordular için de geçerlidir. Bu açıdan, son sözüm şudur, dolayısıyla herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet ediyorum.”
KİM NE DEDİ?
Cumhurbaşkanı Gül: Türkiye açık bir toplum, eleştiriler ve farklı görüşler ifade edilebilir. Ancak bunların hiçbirinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin, emniyet güçlerinin mücadelesini zayıflatıcı yönde olmaması gerekir. Hiç şakası yok, acımasız bir terörle büyük bir mücadele veriliyor. Bu mücadelenin hangi zor şartlar altında yapıldığını da hepimizin görmesi gerekir.
Hukuk ve Hayat Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hayrettin Açıkgöz: Bu açıklama topu taca atmaktır. Ortada böyle bir vahamet varken, Genelkurmay Başkanı’nın çıkıp 'Evet bu bilgiler tarafımıza ulaştı. Tahkikat başlattık. İlgililer gereken cezayı alacaktır' demesi gerekir.
“Tehditkar bir tavır”
Emekli Hakim Albay Ümit Kardaş: Normal bir demokrasi ortamında Genelkurmay Başkanı bu şekilde konuşamaz. Tehditkar tavra bir anlam veremedim. Terörle mücadele konusunda TSK başına buyruk anlayış içindedir.
USAK Başkanı Sedat Laçiner: Açıklama, kızgınlık anında sarf edilmiş sözler. Aktütün saldırısıyla ilgili soru işaretlerinin Genelkurmay ve hükümet tarafından detaylı bir açıklamayla aydınlatılıp kamuoyuna duyurulması gerekir. Detaylı açıklama yapılırsa eleştirilerin birçoğu kesilir.
Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Sinan Kılıçkaya: Yapılan her eleştirinin TSK’yı yıpratmak amaçlı olarak değerlendirilmesi doğru değil. Kimse eleştirilemez değildir. Genelkurmay’ın bu tip polemiklere girmesi doğru değildir.
Emekli Albay Erdal Sarızeybek: Basın yayın organları TSK’yı yıpratmayı amaçlıyor. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde kendine ulusal medyayım diyen birtakım yayın organları o ulusun en büyük gücü olan ordusuna saldırmaz. Eğer hükümet tedbir almazsa ordu kendisini koruyacaktır.
Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi: Org. Başbuğ’un TSK'yı yıpratmayı amaçlayan kampanya nitelikli yayınlar nedeniyle tepki duyması normaldir. Bu yayınlara karşı Silahlı Kuvvetlerimizin hukukunu koruması da hem hakkı hem de görevidir. Ancak bu tepkinin medya dünyasını tedirgin etmeyi amaçladığı izlenimini veren bir üslupla dile getirilmesi doğru değildir.
“Sözün bittiği yerdeyiz”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik: Asker - medya ilişkilerinin bu süreci yaşaması gerekiyordu. Şu anda o süreç yaşanıyor. Teröristlerle nizami harp yöntemiyle mücadele edemeyeceğimiz nihayet anlaşıldı. Hâlâ şehit veriyor olmak çok acı. Şehit yakınlarımızı teselli edecek söz bulmakta zorlanır hale geldik. Ne diyeceğiz? Hadi birincisinde teselli ettiniz. Sonra ne diyeceksiniz? Artık söz bitti. Sözün bittiği yerdeyiz. İktidar partisi olarak şehit cenazelerine katılamaz hale geldik.
AYNI GÜN YAYIN YASAĞI
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi, Taraf Gazetesi'nin 14 Ekim'de yayınlanan haberlerle ilgili olarak, soruşturma bitene kadar tüm yazılı ve görsel medya kuruluşlarının bilgi edinme, yayma, eleştirme ve yorumlama faaliyetlerine "yayın yasağı" getirdi. Aktütün baskınıyla ilgili şok görüntüler yayınlayan Taraf Gazetesi'ni isim vermeden eleştiren Başbuğ'a cevap gazetenin 2. Genel Yayın Yönetmeni Yasemin Çongar'dan geldi. “Demokratik bir ülkede Genelkurmay Başkanı’nın tehditkar üslup kullanması ve emir vermesi kabul edilemez" diyen Çongar, şunları söyledi:
Emir değil cevap verin
"Ama asıl mesele Aktütün baskını gibi bir olayın perde arkasının Taraf ve başka gazetelerde yayınlanmış olmasının talebine cevap verilmediğidir. Taraf gazetesinde yayınlanan istihbarat görüntüleri nasıl değerlendirildi? Ordunun görüntüler elindeyse neden bir önlem alınmadı? Biz bunun cevabını arıyoruz. Başbuğ'un bu sert ve tehditkar üslubunu kabul etmemiz mümkün değil. Kendisi bize emir veremez. Bizim elimizde böyle bilgiler varsa bize düşen bunu yayınlamaktır. Oraya çıkılıyorsa kamuoyunu tatmin edici bir açıklama yapmalıydı. Gerekirse istifa etm elidir."