Hollanda da uyuşturucu kaçakçılığından ceza alan Şükrü Gültekin isimli şahsın 1 milyon 290 bin 59 euro sunu Zahid Akman ın yönetim kurulunda bulunduğu kooperatifi kuran ana şirket ve yavru şirketinde akladığı tespit edildi.
Ali Gülen, Deniz Feneri dosyası ile Kooperatif dosyasında Zahid Akman la ilgili 8 ayrı dosya numaralı soruşturma bulunduğuna dikkat çekti.
Gülen in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
- Zahid Akman ın avukatları tarafından açıklanan takipsizlik kararına ilişkin belge, Almanya ya giriş yasağındaki belge gibi üzerinde oynanmış bir belge.
- Gerekçeleri açıklanmadan belgenin arka sayfasındaki mühür 1. sayfaya konulmuş ve savcılığın takipislik kararı verdiği gibi bir izlenim yaratılmıştır ve bu bir suçtur. Kasıtlı yapıldığı ortaya çıkarılırsa yeni bir soruşturma daha çıkar.
- Ayrıca Sayın Akman, Mehmet Gürhan ve kooperatifte birlikte oldukları arkadaşları ile ilgili 8 farklı dosya numaralı soruşturma yürütülmektedir. Bunlardan ikisi Deniz Feneri ile bağlantılı, geri kalanlar ise vatandaşların suç duyuruları neticesinde oluşturulan dosyalar ve polisin yaptırdığı araştırma sonuçlarıyla ilgilidir.
- Yapılan suç duyuruları genellikle "nitelikli dolandırıcılık", "emniyeti suistimal", "kara para aklama şüphesi", "Konut Teşvik Yasası na aykırılık", "suç işlemek için teşekkül oluşturmak" ve "suça iştirak etmek"le ilgilidir. Bunların çoğu yüz kızartıcı suçtur. Deniz Feneri dosyası ile Kooperatif soruşturması ana dosyasında yer alan bir polis raporu da daha acı bir tespit te bulunmaktadır.
ÇARPICI POLİS RAPORU
- Hollanda da uyuşturucu kaçakçılığından ceza alan Şükrü Gültekin isimli şahsın 1 milyon 290 bin 59 euro sunu Zahid Akman ın yönetim kurulunda bulunduğu kooperatifi kuran ana şirket ve yavru şirketinde akladığı belirtilmektedir. Raporda buraya yatırım yaptığı yazılmaktadır.
Ancak paranın bu şirketler tarafından nerede kullanıldığı bilinmiyor. İddialar çok çeşitli ancak kanıtlanmadığı için yazamıyoruz.
YENİ BİR BELGE DAHA...
Söz konusu suç duyurusunda E.S isimli bir vatandaşın Zahid Akman ve arkadaşları için 3859 eurosunu bu kooperatife yatırdığı ve parasının battığına ilişkin bilgiler yer alıyor.
GAZETECİ-YAZAR ALİ GÜLEN İN YAPTIĞI DENİZ FENERİ SORUŞTURMASINA İLİŞKİN ANALİZ VE YORUMLARI İSE ŞÖYLE:
1- BU BİR CEZA HUKUKU SORUŞTURMASI DEĞİL:
RTÜK Başkanı Dr. Aykut Zahid Akman’la ilgili Almanya’da sürdürülen çok sayıda soruşturma bulunuyor. Bunların bir kısmı Deniz Feneri’ndeki rolü, bir kısmı da Deniz Feneri’ne gelen yardımlardan sermayesini alan konut yapı kooperatifi ile ilgili.
Deniz Feneri ve kurulan Offenbach ve Frankfurt Konut yapı kooperatifi, tüzel kişiliktir. Tüzel kişiliklerin ölümü ise, insanlar gibi olmaz. Onların ölümü iflastır… Her ölümde olduğu gibi, tüzel kişiliğin ölümü halinde de araştırma yapılır. “Bu kişilik durup dururken niye öldü?” sorusunun cevabının aranması için.
Bunu da doğal olarak savcılar yapar. OFWG kısa adlı kooperatifle ilgili söz konusu edilen takipsizlik kararı da bununla ilgili bir durumdur. Yani olayın ekonomik yanının araştırılmasıdır. Zaten sözü edilen takipsizlik kararındaki dosya numarası da bize bunu gösteriyor. Dosya numarası olan 7670 Js 2408883/07 WI, bunun ekonomik- finansiyel bir durumla ilgili araştırma olduğunu ortaya koyuyor.
Bu iflasın hileli iflası mı olduğu, kurulan bu tüzel kişilikten başka yere para mı aktarıldığı gibi konular araştırılıyor. Ve Deniz Feneri’nin diğer bazı şirketlerine para aktarılmadığı sonucuna varıldığı belirtiliyor. Zaten, böyle bir iddiada bulunan da yoktu…
2- DELİL YETERSİZLİĞİ VE YİNE BİR OYNAMA
Bunun dışında verilen kararda kullanılan madde Ceza Usul Hukuku’nun 170. maddesinin ikinci fıkrası. Bu fıkra, “yeterli delil bulunmaması” ya da “sanığın ifadesinin alınamaması” nedeniyle takipsizlik verilmesini öngörüyor. RTÜK Başkanı olan ve görevinde tüm ısrarlara rağmen kalmakta direnen Akman’ın avukatları, bu kararı açıklarken yine bir takım hukuki oyunlarla kafa karıştırıyor. Olay üstteki gibidir ve bunun sürmekte olan kamu davasına ilişkin soruşturma, ayrıca kişilerin tek tek yaptığı başvurular sonucunda açılan ceza davalarıyla bir ilgisi yoktur. Zaten onların dosya numarası da farklıdır.
Ayrıca, verilen karar üzerinde oynama vardır. Bu da başka bir suçtur. Kararın son sayfasındaki mührü, teknik yardımlarla alıp birinci sayfaya koymak demek, “Kararın sadece o kadardan ibaret” olduğunu anlatmak demektir. Alman hukukunda imzanın üstündeki şeyler bir anlam ifade eder, altındakiler değil. Yandaş medyaya sızdırıldığı şekilde belge üzerinde oynama yapılmışsa, Akman ya da akıl hocalarının başı yine dertte demektir.
3-İŞTE DİĞER CEZA SORUŞTURMALARI
Deniz Feneri e.V. ile ilgili mahkeme kararında sekiz yerde adı geçen ve “Türkiye’deki asıl suçlular” arasında sayılan Sayın RTÜK başkanıyla ilgili bu davanın dosya numarası şöyledir: 6350 Js 203391/06
Bürmekte olan kooperatif ceza soruşturmasının dosya numarası, 3230 Js 206991/07’dir. Bunun dışında devam etmekte olan ceza suç duyurularına ilişkin soruşturmalarla ilgili dosya numaralarından bir kaçını daha burada sayabiliriz: 3570 Js 215584/07, 3570 Js 222281/06 gibi…
Bu dava dosyaları, her bir kişinin başvurusu nedeniyle açılan ayrı ayrı soruşturmaları ifade etmiyor. Bir çok kişinin başvurusu aynı dava dosyasında birleşebiliyor. Bunlar farklı suçları, farklı suçlarla ilgili açılmış dosyaları tanımlıyor.
4- OTOMATİK BİLDİRİM ARAŞTIRMASI
Sayın Akman’ın avukatlarının yaptığı açıklama, durumu kurtarmaya yöneliktir. “Hileli iflas yoktur” şeklindeki kararı, farklı anlamlara çektirmeye çalıştıkları ortada. Önemli bir nokta şudur; Bu ekonomik suçun araştırılması ile ilgili karara itiraz edilmiştir. İtirazın nasıl sonuçlanacağı henüz bilinmiyor. Savcının bu kararı ortadan kaldırılabilir de…
Bir diğer açıklamamız ise, söz konusu takipsizlik kararında geçen “Kara para aklama şüphesi” ile ilgili olacak. Almanya’da yaklaşık son 10 yıldır, 15 bin Euro’nun üzerindeki her para hareketi ile ilgili olarak bankalar otomatikman “Kara para aklama şüphesi bildirimi” yapar. Bu yasal bir zorunluluktur. Örneğin, amcanızın oğluna 17 bin Euro gönderin ya da ondan 16 bin Euro alın, otomatikman bu bildirim polise ve maliyeye gider. Bu sizin kara para akladığınız anlamına gelmez… Kooperatifle ilgili bu soruşturmada da yapılan budur. Yüksek hesap hareketleri nedeniyle gelen otomatik bildirimlere karşı yapılan araştırmanın sonucu açıklanmıştır.
5- İNSANLAR PARASINI İSTİYOR
Henüz toplanılan 12.000.000 euro’ya yakın paranın tamamının ne olduğu, nerelere kullanıldığı bilinmiyor. İnsanlar adına devletten çekilen konut teşvik primlerinin ne olduğu da netleşmiş değil. Kooperatifin adlarına vekaletle konut teşvik primlerini çektiği bu insanlar, şimdi maliye ile boğuşuyor, maliye parayı onlardan istiyor. Kooperatife ödedikleri aidatlar da cabası… Sayın Dr. Aykut Zahid Akman, yönetiminde olduğu bu kooperatif aracılığıyla çekilen paraların nerede olduğun bir açıklasa seviniriz..
Ceza hukuku açısından durum çok farklıdır…
6- SON SÖZÜ YİNE ALMANLAR SÖYLEYECEK
Ve Alman adli makamlarının önümüzdeki günlerde iki büyük dava için hazırlık yaptıkları duyumları geliyor. Bunda en önemli etken ise, Türkiye’nin “kasıtlı olarak bu davayı sürüncemede bıraktığı” yolunda kamuoyunda oluşan izlenim. Maalesef, çarpanların Türk, çarpılanların Türk, mahkemede ortaya çıktığına göre bu sistemli dolandırıcılıktan yararlananların ise yine bir Türk ve bir Türk siyaseti olduğu ortaya çıkmasına rağmen, gösterilen hukuksuzluk Almanya’da Türk adaletine olan güveni fena halde sarsmış durumda…
Bu iki büyük davanın en az birinde Dr. Aykut Zahid Akman’ın adının olacağını tahmin ediyoruz. Kendisine yine son bir öneride bulunmak istiyoruz: Sayın Akman, siz birkaç yıl daha Almanya’ya uğramayın…
|