Genel Yazar
Ayse Bogazkoy
Kadınlarla konuşmak zormu
Yazarlarımız
Hacer Altay
TEKNOLOJİ TEKNOLOJİ OLALI BÖYLE ZARAR VERMEDİ
Kadir Günay
Adalı Hasan
Misafir Yazarlar
Haşmet Babaoğlu
Pazar notları
Mehmet Barlas
AK Parti Batıcı olunca mı CHP treni raydan çıktı
İclal Aydın
Balıkların konuştuğu gün
Reha Muhtar
243 YTL’ye Bodrum bileti
Fehmi KORU
Yargıyı gözümüz gibi koruyalım
Pakize Suda
Bir Türk’ün günlüğü
Ayse Arman
Beni kaybedenler düşünsün!

Habergunluk.com Gazete Haberleri oku - Hürriyet gazetesi, Sabah, Posta, Milliyet, kıbrıs gazete

 

AK PARTİ NİN İÇİNDE AKBABALAR VAR
"Ara dönemi teşvik ediyorlar. Bu isimler suç ortağı." diyen Mehmet Bekaroğlu Habertürk’te Balçiçek Pamir in sorularını yanıtladı
09:05:00 2008-05-16

Saadet Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı ve psikolog Mehmet
Bekaroğlu, Balçiçek Pamir'in Söz Sende programına konuk oldu.
Bekaroğlu, Pamir'le birlikte AKP'ye kapatma davasını değerlendirdi.


Kapatma davası aşamasında partidekiler nasıl bir ruh hali içindedir?


Her gün değişen bir ruh hali. Büyük bir haksızlığa uğramışsınız,
bunu hissediyorsunuz, çıkış yolu arıyorsunuz, herkes birşey söylüyor.
Panik vardır. Türkiye'de siyaset zor. 1960'tan beri başlıyor bu
müdahaleler. İdamlar olmuş, siyasetten yasaklanmışsnız, hapisler
yatmışsınız, Türkiye'deki sistemin adının demokrasi olduğuna bakmayın
bir vesayet sistemi olmuş. Her gün Çin işkencesi yaşıyor gibi birşey.
Kapatılacak mı kapatılmayacak mı? Zor bir beklenti. Oryantasyonunuzu
kaybediyorsunuz. Dışarıdan bakıldığında Türkiye'nin siyasi tarihinde
çok basit olaylar gibi görünüyor ama birebir yaşamak zor. Hiçbirşey
yapamıyorsunuz.


Kabulleniş başlıyor mu?


Elbette. İnsanoğlu böyledir. Sürekli gergin duramaz. Denge ister.
Bir süre sonra durumu görüyorsunuz ve o duruma uygun argümanlar,
bahaneler geliştiriyorsunuz.


Liderlerin psikolojisi nasıldır? Tayyip Erdoğan nasıl bir psikoloji içindedir. Siz çok yakın yaşadınız o dönemi...


Tek tek şu adamın psikolojisi bunun psikolojisi olarak konuşmak
uygun olmaz ama Erbakan ve Erdoğan farklı kişilikler her ne kadar
siyasi çizgileri denk gibi görünseler de. Mesela Erbakan Hoca'yı
kapatma sürecinde izledim. Çok sakindir, paniğe kapılmamıştır.
Sonuçları kabullenmiştir. Onun bir sözü var. "Bir milletin tarihinde
bir nokta" demiştir. Biliyor ne yaptığını. Farklı bir psikoloji onunki.
Erdoğan'ınki farklı gibi.


Nasıldır Erdoğan'ın psikolojisi?


Tayyip Erdoğan'ı tanıyorum. Gerçekten onun siyasi çizgisine
bakarsanız çok çekirdekten genç yaşta siyasete başlamış, büyük
engellerle karşılaşmış. Kim ne derse desin bu toplumda çevreden
gelenler, dindarlar, Aleviler, Kürtler... Bunlar ötekileştirilmiş
toplum kesimleri. Bu kesimlerden geliyor. Mağdur ve mazlumların
temsilcisi olarak kendisini kabul ediyor. Büyük mücadeleler verip,
tırnaklarıyla geliyor ve herşeyi kendisine göre iyi giderken düdük
çalınıyor 'hayır yoksun' diyorlar.


Yani büyük bir öfke mi duyuyor?


Öfke, şok, ne yapacağını bilmeme durumunda. Karmakarışık bir ruh
halinde diye düşünüyorum. Tayyip Erdoğan'ı psikiyatrist olarak
gözlemişim gibi değil. Genel anlamda söylüyorum bunları.


"CUMHURBAŞKANI SEÇİMLERİ SÜRECİNDE PROBLEM ÇIKTI"


Biz bu filmi gördük diyorsunuz. Şimdi geriye dönelim AKP'nin
kapatılma sürecinde tetik düşüren sizce neydi ve 'birşeyler olacak
galiba' diye hissetiğiniz dönemler sizin için hangi dönemlerdi?


AKP'yi tetik düşüren ne oldu sorusunda biraz eleştiri yapacağız. Ama
şunun da bir altını çizelim. Bu süreci bir siyasetçi olarak asla tasvip
etmiyorum. Türkiye'de demokrasi var. Bir seçim yapılmıştır. Millet bir
heyeti seçmiştir. Üstelik iki kere seçmiştir. Yapmış olduğu icraatlar
test edilmiş. Yargı burada bahanedir.


Yanılmıyorsam siz 28 Şubat'a postmodern darbe buna da yargı darbesi diyorsunuz...


Yargı darbesi bu. 22 Temmuz'daki seçim iptal edilmeye çalışılıyor.
Bunu tasvip etmek mümkün değil. Bu Cumhurbaşkanı seçimiyle süreç
başladı. İktidar kavgası devam ediyor. Türkiye'de maalesef, Milli
görüşle alakalı şeyler sorulabilir ya da muhalefette ele geçirme
şeklinde devam ettiği için çok çetin. Ama biz geçen sene Nisan ayında
Cumhurbaşkanı seçimi süreci başlayınca problem ortaya çıktı.


Onun öncesindeki e-muhtıranın bir etkisi var mıydı?


Tabii, e-muhtıra Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili. Oylama yapıldı,
367 sayısı bulundu bulunmadı tartışmaları oldu. İşte 'bu kişiyi
seçerseniz ben taraf değilim' açıkça muhtıra. Bu yasal bir suç.


Sonrasında bir sürü dedikodu söylendi. Başbakan'ın Genelkurmay
Başkanı'yla Dolmabahçe'de yaptığı görüşme. Orada bir sözler verildi ve
sözler yerine gelmediği için işin çığrından çıktığı söylendi.


Dediğim AKP aslında güzel bir adım atarak seçim kararı aldı. Seçime
gidildi. Dolmabahçe olayları o süreçte oldu. Hatırlarız Dolmabahçe'deki
Sayın Genelkurmay Başkanı ve Sayın Başbakan görüşmesi oldu. Hiçbiri
basına birşey açıklamadı. 'Benimle ölüme gider' gibi açıklamalar
yapıldı. Ama çok da bu konuda spekülasyon yapıldı. Sızdı gibi bilgiler.
Yorumlar yapıldı. 22 Temmuz seçimleri için AKP'nin yapmış olduğu
listeler bunu gösterdi. Sanıyorum konuşulanlar Ankara'da şunlar oldu:
'Askerin endişeleri giderilecek', 'İstenmeyen isimler
Cumhurbaşkanlığı'nda olmaz' Cumhurbaşkanlığı makamı Cumhuriyet'in son
kalesidir, olmaz. dendi. Atatürk'ün koltuğuna eşi başörtülü biri
çıkamaz dendi. Böyle bir gerilimle başladı. Köşk, başörtüsü, bunlar
sembol. Türkiye'de vesayet sistemi var. Siyasete belli bir alan
ayrılmış, o alanın ötesine geçildiğinde harekete geçecek mekanizmalar
var. Bunlar 1961 Anayasası, 1982 Anayasası'nda açık bir biçimde
konulmuş. Cumhurbaşkanı'nın makamı var. İkinci bir meclis gibi
çalışıyor. Cumhurbaşkanı'nın büyük yetkileri var. Mahkeme başkanlarını
atıyor, savcıları atıyor, kararnameleri imzalıyor. Bu vesayet sistemi,
MGK gibi yapılar var. Bu yapı seçilmiş iktidarın alanlarını sınırlıyor.
Problem bu. Cumhurbaşkanlığı tartışması buradan kaynaklandı sembolik
olarak. Bu da bir iktidar kavgası. Sosyolojik olarak bakılırsa, şehirde
olanlar ya da merkezde olanlar daha önce şehire gelenler, sonra
gelenler. 1950 dalgasıyla, 1980 Özal dalgasıyla ya da şimdi AKP
dalgasıyla neoliberal baskılarla şehire gelenler şehire gelip hemen
şehirli olmuyor. Geliyor, okuyor, diploma alıyor, para kazanıyor, yetki
sahibi oluyor. Müthiş bir iktidar kavgası. Buradan da laiklik, şeriat,
başörtüsü Köşk... Bunlar tamamen sembol. Kavga bana göre iktidar
kavgası. Merkezdekiler bir grup 'bu yapının sahibiyiz, yaşam tarzımız
var, imkanlarımız vari avantajlarımız bırakamayız' diyor. Milletse
rüştünü ispat etmemiş kendi haline bırakılırsa davulcuya zurnacıya
kaçabilir o nedenle bütün bu yapılar konulmuş. Türkiye'de askeri
darbeler, postmodern müdahaleler var.


"ERDOĞAN İKTİDARDAN GÖNDERİLMEYE ÇALIŞILIYOR"


Sizin siyasetin önünü tıkadığını söylediğiniz bir takım nöbetçi
adamlar var partilerde... Ara dönem nöbetçileri. Hatta siz daha ileriye
götürüyorsunuz. Akbabalar diyorsunuz. Ve çok içimizi yaralayan bir
fotoğraf var. Etiopyalı açlıktan ölen bir çocuk önde ve arkada akbaba
bekliyor. Siz Tayyip Erdoğan'ı onlara benzetiyorsunuz ve 'Tayyip
Erdoğan o ölen çocuk ve arkada akbabalar bekliyor' diyorsunuz...


Çok da dramatize ediliyor ama kim ne derse desin, Tayyip Erdoğan'ı
beğenmiyor olabilirsiniz. Ben beğenmiyorum. Siyasetçi olarak. Hiç oy
vermedim, vermeyebilirsiniz. Netice itibariyle kurallar konulmuş,
sandığa gidilmiş ve seçilmiş. 4 sene sonra da seçim olacak. Burası
demokrasi. Tayyip Erdoğan, demokrasiyle sandıktan gelmiştir, sandıktan
gider. Şimdi öyle değil Tayyip Erdoğan kuraldışı biçimde iktidardan
gönderilmeye çalışılıyor. Bu sağlıklı birşey değil. Ahlaken sorumlu,
siyaseten sorumlu, sağlıksız olay bu.


Siz bunları söylerken böyle demiyorsunuz. Kendi partisindeki siyasetçileri söylüyorsunuz. Asıl tehlikeli olan o galiba...


Olay bu. Tayyip Erdoğan, bir şekilde devre dışı bırakılıyor ama bu
arada siyaseti de devre dışı bırakılıyor. Demokrasiyi de, milli iradeyi
de devre dışı bırakma var. Ama bu arada her dönem önde görülen ara
dönemlerde çıkan isimler var...


SUÇ ORTAĞI OLAN İSİMLER


Ben isimlerden bahsetmek istiyorum. Türk siyasetinde her dönem
varolan bu adamlar iddianamelerde isimleri geçer geçmez diyorsunuz.
Mesela Cemil Çiçek, Vahit Erdem, Köksal Toptan, Vecdi Gönül gibi
isimler var dediniz... Bunlar sizin söylemleriniz.


Bir sürü isimler var. Bunlar sadece bu dönem ortaya çıkmış değiller.
Ama benim yaşadığım Refah Partisi, Fazilet Partisi, AKP'de gördüğüm
daha evvelki müdahaleler 1970 müdahalesi var. Bir şekilde asker
müdahale etsin diye hazırlıklar yapılmıştır. Bu ara dönemde öne çıkan
insanlar ortaya çıkmışlardır, teşvik etmişlerdir. Ara dönemde 'ben
varım' diye ayağa kalkmıyor bu tip siyasetçiler ara dönemi teşvik
ediyorlar, kolaylaştırıyorlar. Bu isimler suç ortağı.


Cemil Çiçek için bir cümlenizi hatırlıyorum. Sözlü savunmayı Cemil
Çiçek yapmıştı Fazilet Partisi'nde. O dönemde gazeteci Yavuz Donat'a
'araba haşat' diye bir demeci olmuştu. O ciddi açıdan, bir taraftan
partinin sözlü savunmasını yapıyor bir taraftan partiyi eleştiriyor.
Bunun gibi şeylerden de bahsediyoruz...


Sadece Cemil Çiçek değil. O zamanlar Erol Akan Hoca da Tayyip
Erdoğan da nasıl bakıyorlar, içlerinde olmadığım için bilemiyorum. Bu
tip insanlar sistemden müdahale gelince, darbe kapatma davası gibi,
tutunmak için insanları davet ediyorlar. Fazilet Partisi vitrini böyle
bir vitrindir.


1999 seçimlerinden önce bir afiş yapılmış, Nazlı Ilıcaklar, Cemil
Çiçekler gibi isimler modern yüz diye öne çıkartılmıştı. Kritik dönemde
seçim yapılacaksa diğerleri de bunlara kızmaz deniyor. Meclis seçti
elbette. En son Köksal Toptan'ın Meclis Başkanı seçimi yapıldı. Bülent
Arınç, kim ne derse desin, fikirlerini beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz
ama AKP'yi tırnaklarıyla kuran 4 isimden biri.


SİYASET SİZE ÇARPAR


Kitabınızda Bülent Arınç'la ilgili bir bölüm var. O bölümde
diyorsunuz ki "İmaj sıkıntısı yaşıyor parti" ez cümle söylüyorum 'parti
içi demokrasi yok', 'askerlerle iyi geçinmeliyiz' gibi maddelerde
topluyor. Şimdi bakıyorum Arınç'a bu maddeleri kendi ihlal ederek
AKP'nin başını derde soktuğu da ortada...


Siz Türkiye'de demokrasi adına birşey yapmak istiyorsanız,
'askerlerle geçinmedik' demokratik bir tutum değil. Fazilet
Partisi'ndeki kurulurken orada AKP kurulmadan önce tartışmalarda bunlar
gündeme geliyordu. Burada demokrat bir parti olurken 'askerlerle iyi
geçinmedik', askerlerle iyi geçinecek bir parti... Böyle birşey olmaz.
Bir siyaset yerli yerinde olur. Askerle iyi geçinme ya da iş dünyasıyla
iyi geçinme gibi düşünürseniz siyaset size çarpar. Yaptığınız bir
biçimde karşınıza çıkıyor.


Köksal Toptan Meclis Başkanı oldu dediniz...


Köksal Toptan kişisel olarak birşey söylemiyorum. Nasıl bir ortamda
Meclis Başkan adayı oluyor? 2003'te olmuyor. Bülent Arınç seçiliyor.
Burada bir müdahale olmuş, gerilimler olmuş. Devlet Başkanı'nın eşi
başörtülü. Meclis Başkanı'nın eşinin başı örtülü olmasın dendi. Kim var
ortada? Köksal Toptan. Yine ara dönem. Türk siyasetinin bir sürü
problemi var. Bu insanlar bir problem. Siyasi ilke yok burada. Bir
dünya görüşünüz olur, bedel ödersiniz, bir makama gelirisiniz,
başarırsınız ya da millet sizi seçmez. Bekliyorsunuz, dengelerle bir
yere gelmişsiniz. İşleri zora girdiği zaman ilk, terkeden ya da sorun
çıkaran siz oluyorsunuz. Toptan Anayasa Mahkemesi'ne 'kapatılmış gibi'
diyorsunuz. AKP'de kapatma kabullenilmiş demek ki. Anayasa Mahkemesi
yasa çıkarmaz ki. Bunu yapacak olan siyasetçidir. Partini neden
savunmuyorsun? O senin partin. Bülent Arınç'ın söyledikleri bizi
bağlamaz diyor. Arın. Meclis kürsüsünde 'laiklik yaşam tarzıdır'
deniyor. Toptan da kapatılmasın istikrar bozulur ama kapatılmış gibi
olsun diyor.


O dönem Recai Kutan ve Erbakan aradönem siyasetçilerle başa çıkamadı. Erdoğan ne yapacak?


Geçmişteki tecrübelerden yararlanmalı. Kurtulabilir miyim
psikolojisi vardır. O sırada kurtulmak için herşeyi denersiniz. Tayyip
Erdoğan sistemle uzlaşmaya yatmış gibi görünüyor. Erdoğan, Cemil
Çiçek'in açıklamaları gibi, yenilir yutulur gibi değil. Bağlantı
sağlayacak gibi görünüyor Cemil Çiçek. Tam demokrasi olsaydı, bütün
kesimlere adaletle yaklaşılsaydı kapatma davası açılmazdı.


FAZİLET PARTİSİ KAPATILMASAYDI AKP KURULMAZDI


Fazilet Partisi kapatılmasaydı AKP kurulmaz mıydı?


Fazilet Partisi aslında kapatılmayacaktı. Bunun için bir sebep de yoktu. İktidarda da değildi. Refah Partisi'nin suçlandığı


konulara da sahip değildi. Refah Partisi'nin de devamı değildi.
Yaptığı birşey yoktu. 'AKP kurulsun diye kapatıldı' söylemleri yazıldı
çizildi.


Peki siz buna katılıyor musunuz?


Ben kitabımda da iddiam bu oldu. AKP'yi proje olarak görüyordum. Kemal Derviş'le birlikte alınan kararlar uygulanacak.


11 Eylül'den sonra değişti. Böyle bir ülkeyi ne İsmail Cem
yönetebilirdi ne de Kemal Derviş yönetebilirdi. Ancak Tayyip Erdoğan
gibi kitleleri kurtaran biri olabilirdi yönetici olarak.


Başbakan'ın danışmanı Ömer Çelik'in cümlesini almışsınız 'stratejik
makas değiştirmek' gibi bir cümle var. Yerleşik yaşamın taşeronluğundan
uluslararası yaşamın taşeronluğuna geçiş gibi bir cümleniz var...


Böyle bir ortamda siyasi iktidarlar AKP öncesinde hep özellikle sağ
partiler milli iradeyi çok yüceltirler. Yücedir de milli irade.
Onlardan reyi alırlar seçimden seçime ama ülkeyi yönetirken güç
odaklarına bakarak yönetirler. Bürokrasiye, askere, iş adamlarına
bakarlar. AKP içteki güç odaklarına karşı dışarıdaki güç odaklarına
dayanarak ülkeyi yönetmeye kalkmıştır. Mesela Avrupa Birliği, Amerika
gibi. Bu bir projedir. Ömer Çelik'in dediği de budur. Benim iddiamsa
stratejik bir makas değiştirme yapalım ama millete de dayanalım. Zaten
Türkiye'nin muhalefeti, bu yerleşik iktidarla başedebilmemizin bir tek
yolu var AB olabilir ama bunlarla olmaz sadece. AB tamam ama bununla da
olmaz. Sizi iktidara taşıyan insanlara dayanarak değiştirmek
istiyorsunuz.


BEKAROĞLU NEDEN AKP'DE DEĞİLDİ?


Siz önemli bir isimsiniz ve saydığınız isimlerle yola çıktınız. Neden AKP'de değildiniz?


İki sebep var. Zaten beraberdik. Kimsenin kimseyi çağırması için bir
sebep yoktu. İdeolojik yapacakları sebepler oldu. Proje olduğunu
öngörüp söylüyordum. Yüksek sesle söylüyordum. Kişisel ahlaki
nedenlerimden dolayı katılmadım. Ben öğretim üyesiydim. Fazilet Partisi
kurulduğunda beni davet ettiler. Önce Başkan Danışmanı oldum sonra
vekil oldum. Bir ekiple çalışıyorduk. Fazilet'te işler kötü gitti
kapandı. AKP göstere göstere geldi. Ben sizi bırakıyorum Fazilet'e
demedim. Bu benim mizacıma, ahlakıma uymazdı. Bırakmak olmazdı.


Bir anınız var. Kitabınızdaki belki de tek magazinsel bölüm bu. Dengir Mir Mehmet Fırat'la olan bir anı. Anlatabilir misiniz?


Tam da parti kapatılmış, yeni parti kurulumu aşamasında. Sayın
Erdoğan'ın Ankara'da Yıldız'da bürosu var. Orada milletvekilleriyle
konuşuyor, onları çağırıyor. Biz önceden tavrımızı ortaya koyduğumuz
için biz gitmedik oraya. Dengir Fırat ile birlikte çalışıyorduk siyasi
işler başkanlığında. O gitti ve bu partinin iktidara geldiğini
dönüşünde söyledi. 'Nereden çıkarıyorsun' dediğimde 'Siyasetin
profesyonelleri burada.' cevabını verdi.


Siyasetin O ....'ları... yani...


Evet öyle...


Siyasetin O ....'ları nedir?


Herşeyin farkında olan, nerede ne olacak, nerede ihale dağıtılacak,
kim başkan olacak, bunların farkına varan, hem merkezde hem de
Anadolu'da çok profesyonel tipler var. Bunlar orada toplanır. Dengir
Bey de eski siyasetçilerden biri olarak biliyor. "Herkes büroda
toplanmış, bu parti iktidara gidiyor" demişti Dengir Bey.


"ABDÜLLATİF ŞENER AKP'DEN VEKİL TIRTIKLAYACAK BİR İSİM OLARAK GÖRÜLÜYOR"


Bir de ara dönem siyasetçilerini konuşurken bir cümlenizi daha
hatırlıyorum. "Halk oyuyla iktidara gelemeyecek insanlar da liderliğe
soyunur" diyorsunuz. Abdüllatif Şener'i de eleştiriyorsunuz.


Abdüllatif Şener'i eleştirmem şöyle birşey. Abdüllatif Şener bir
ekiple AKP'nin kuruluşunda 4 tane önemli isim var, kim ne derse desin.
Bülent Arınç, Abdüllatif Şener, Tayyip Erdoğan gibi. Şener, çok büyük
emeği geçmiş birisi.


AKP'den şimdi aday olmadı. Ne yaşadılar anlatmadı. Fakat öyle
anlaşılıyor ki, 'ben varım' diye çıkıyor. Niye varsın, neden bugüne
kadar yoktun? Kapatılacağından haberdar mıydın? Nasıl bir görev
alıyorsun? Kendisi açıklama yapmadı ama satır aralarından anlıyoruz.
AKP'den milletvekili tırtıklayacak bir isim olarak görülüyor.


Sizce de liderlik sevdası var mı? Bunu niye soruyorum. Kitabınızda
Abdullah Gül'ün bir röportajı var. Diyor ki 'Arınç ve Şener benim için
aday olmaktan vazgeçtiler' Demek ki Şener'in o dönemden gelen bir
liderlik isteği varmış.


Hem Arınç hem de Şener Fazilet Partisi 2000'deki kongresinden önce
Abdullah Gül açıklama yapmadan Genel Başkan Adayı olduklarını
açıkladılar. Sonra ortak bir basın toplantısı düzenlediler be 'biz
Abdullah Gül'den sonra çekiliyoruz' dediler. Burada Şener'in liderlik
isteği çok açık görülen birşey.


Bir rol kapmaya gidiyor ama öyle birşey görüldü ki çıkışlarıyla
AKP'nin tabanı Şener'i öbür tarafta görüyor. Yani AKP'yi kapatmaya
çalışan, devre dışı bırakan kesimlerle iç içe görülüyor, onlarla
işbirliği içinde görülüyor.


Bu durum Abdüllatif Şener'e ancak ve ancak hani 28 Şubat'ta meşhur
Şemsiye Partisi vardı ya böyle birşey yapar. Şener gibi yetişmiş insan
için hoi birşey değil. Şener'in içini bilemeyiz ama 'kapatılıyor, ben
varım' gibi bir görüntü bu.


ERTUĞRUL GÜNAY NASIL AKP'YE GİTTİ?


Ara dönem siyasetçilerinin isimlerine bakarsak parti tabanında onlara nasıl bakılıyor?


Bir tepki var bence. Yani o açıklamaları yaptıktan sonra, AKP
tabanını biliyorsunuz birlikte çalıştığımız insanlar, bakanından
milletvekiline kadar 'bizim söyleyeceğimizi sen söyledin' diyerek
tebrik ettiler.


Büyük bir tepki var, burda bir mağduriyet var. 3. kişilerin
mağduriyeti nasıl anladığı da önemli ama algılamaları böyle, bir
mağduriyet var. Biz çalıştık, hizmetin odağıyız ve önümüz kesiliyor.
70'den 70'e mağdur edildiklerini düşünüyorlar. Şener'in görüntüsü
maalesef bu. Belki şansı olsa bile o şansı öldürebilecek birşey.
Abdüllatif Şener bir parti kuracaksa AKP'ye yaptıklarından, orada
söylediklerinden farklı olarak ne yapacak ya da ne söyleyecek? Bugüne
kadar ne yaptı Abdüllatif Şener? 'Şarabın herşeyini bilirim de tadını
bilmem' Başka birşey yok. Ben siyaseti izleyen bir insanım. Aktif
değilim ama arşivliyorum. Söylentiler başladı. Özelleştirmelere tepkisi
vardı ama neydi çözümün?


Aktif siyasette değilim diyorsunuz ama yarım bir cevap verdiniz.
Ertuğrul Günay'la sizin bir çıkışınız olmuştu yanlış hatırlamıyorsam.
'Müslüman sol' Doğru mudur?


Bu kavramı biz hiçbir zaman kullanmadık. Gazetecilerin benzetmesidir bu.


Peki nasıl oldu da Ertuğrul Günay AKP'ye gitti?


Bunu Ertuğrul Günay'a da sormak lazım. Bulursanız sorun. AKP 17
Nisan sürecinde bir teklif getirdi. Biz bunları tartıştık. Ben şiddetle
karşıydım ama onlar gittiler. Koca adamı zorla tutamazsınız ki.


"GÜNAY'A AKP'YE GİTMESİ KONUSUNDA ÇOK KARŞI ÇIKTIM"


Ne oldu da bir anda tek başınıza kaldınız?


Günay'la farklı birşey söylüyorduk. Türkiye'de kimlik siyasetleri
yapılıyor. Bu kimlik siyasetiyle enerjimizi harcıyoruz. Bunun yerine
siyasetin kendi konularına dönmesi gerekiyor. Herkes kendi kimliğiyle,
kişiliğiyle olmalı.


Atatürkçülük, din siyaset konusu değil. Bunlar ortak değerler.


Nerede ip koptu?


AKP'den gelen teklif üzerine arkadaşlarımız bilemiyorum tabii. Günay
arkadaşım. Şaşırdım karşı da çıktım. Hala Türkiye'de bütün insanların
adaletini, ekmeğini savunacak, Türkiye'deki siyaseti kimlik kavgası
olmaktan çıkaracak, Atatürkçülüğü dini mezhebi, etnik kökeni siyasetten
çıkaracak siyasetçiye ihtiyaç var. Meclis'te kaç tane milliyetçi var.
Seçime bakın. Bu memlekette bu ülke nasıl kalkınır gibi şeyler
konuşulmadan seçim yaptık.


Ertuğrul Günay'ın AKP'de bakan olması siyasi çizgisini yaraladı mı yoksa önü açık mı?


Yaraladı bence. Ama takdir milletin. Günay Türkiye için bir imkandı.
Erdoğan ultra demokrat bir tüzük yapmıştı seçimden önce ama kazandıktan
sonra değişti. Günay bu konularda partisinde ciddi mücadele vermiş,
parti içi demokrasiyi savunan bir figürdü. Ama gibbi bir padişahın
kendisini listeye yazmasına 'evet' dedi ve 'sayın genel başkana minnet
borcum, beni ikinci sıraya yazdı' diye açıklama yaptı. Bu da ona yeter.


"ERDOĞAN'IN TARİHE DÜŞTÜĞÜ NOT SAVUNMADA GÖREMEDİK"


Erdoğan'a dönersek. Bir liderin psikolojik durumunu konuştuk. Bundan
sonra nasıl davranmalı? Bir taraftan kendi partisinde bekleyen
akbabalardan bahsediyoruz, bir taraftan kulislerde kim lider çıksın
konuşmaları var. Ne olacak, nasıl davranacak?


İddianameye verilen cevaplardan anlıyoruz ki Erdoğan kapatma
davasını kabullenmiş ve sonrası için vaziyet alıyor gibi bir görüntü
var. Daha ileri demokrasi olmalı. 'Milletten özür dileyebilir,
yanlışlarımız oldu' diyebilir. Bunlar yanlış değil. Diyor ki 'savunma
yapmıyoruz, tarihe not düşüyoruz' Nerede o not? Bakıyorsunuz ama bir
not bulamıyorsunuz.


Bu savunmada bir demokrasi manifestosu yok. Bir kabulleniş var.
Partinin kapatılmasını kabullenmişler. Bundan sonrası için Demirel'in 7
defa gittim 6 defa gelirim cümlesş gibi birşey var. Erdoğan, kendisini
kapatan anti demokratik çevrelere daha çok demokrasi diyeceği yerde
uzlaşma yollarını arıyor. Bunlar yorum. Yanlışları gördüm gibi bir
uzlaşı arıyor görüntüsü mevcut. Öne çıkanlara bakınca uzlaştırmayı
kolaylaştıracak ara dönem siyasetçiler var.


'Bakanları değiştirelim' gibi açıklama yapan bir adamın Hükümet
Sözcüsü şaşırtıcı birşey. Sorun yaratan bakanları değiştirelim diyor.
Bu bakanın hükümette durması bu bakanın değil Başbakan'ın sorunu.


Çaresizlikte her gelen fikre atlar insan demiştiniz...


Atlıyor burada ve uzlaşmayı gösteren birşey. Refah ve Fazilet
Partisi'nde de böyle çıkışlar oldu. Bu en AKP'ye, ne ülkeye ne de
demokrasiye ne de Tayyip Erdoğan'a yarayacak.


ERDOĞAN'IN YERİNE ALİ BABACAN MI GELİR?


Kulislerde de bir takım isimler konuşluyor. Erdoğan'dan sonra
kimlerin hazırlandığına dair. Ali Babacan'ın ismi konuşuluyor. Katılır
mısınız?


Konuşuluyor. Öne çıkan, çabuk yükselen, hiçbir biçimde problem
gözükmeyen ne Türkiye'deki sermaye çevreleri açısından ne de
uluslararası güçler açısından. Biz hep bu parti kapatmayı, darbeyi
konuşuyoruz ama buradaki dış dinamiklerin, uluslararası güçleri
konuşmuyoruz. Bu açılardan Ali Babacan böyle bir isim gibi gözüküyor.
Böyle bir dönemde Babacan vefayı devraldı herhalde Erdoğan'a karşı.


Bir tarafta da Abdullah Gül faktörü var. Kitapta da yer alıyor.
Fazilet Partisi döneminde de çok önemli bir isimdi. Onun AKP'deki
konumu nedir?


Çok açık görülüyor ki sayın Gül seçimden sonra ısrar etti. Çok da
Başbakan istekli olmadan adaylığını devam ettirdi ve Cumhurbaşkanı
oldu. Şimdi artık devre dışı. Herhalde iddianameye kondu ama bir yasak
almaz. Çok garip birşey olur Türkiye için. Olabilir de herşey olabilir,
367 oldu. Bir yasak almaz.


İleri partinin başına geçer diye de konuşuluyor ama bunlar spekülasyon. Bu kadar ileri gidilmez.


Çok kötü manzaralar çıkartıyoruz. Ama krizlerden de fırsat yaratmak
gerekiyor. Türkiye bu sefer bu krizden fırsatla çıkabilir. Siyaset
kendisini gözden geçirebilir. Ders almış, gerçek demokrat yapılar
oluşabilir. Türkiye'nin problemi siyasette. 6-7 senedir iktidardalar.
Hangi seçim yasasını değiştirdiler?




Bu haber  94  kere okundu
YORUMLAR (0)
Son Dakika Haberleri
Kezman a Paris yolu gözüktü!
ABD Obama nın temaslarını tartışıyor
DTP li Ayna hakkında suç duyurusu
Hakan Şükür A.Ş
TTNet ADSL yeni fiyatları
Kapatma davası ile ilgili önemli iddia
Arkadaşlarınız hakkında tüm gerçekleri öğrenin!
İşte Ergenekoncuların suçları
Danıştay saldırısı Ergenekon un işi
Keneyi yok eden küçük canavar
Yeni Güncel Katogorisine Ait Haberler
İşte Ergenekoncuların suçları
Danıştay saldırısı Ergenekon un işi
Keneyi yok eden küçük canavar
Org. Büyükanıt a suikast planı çıktı
Hırsızlar duvardan girdi!
Şırnak ta mayın patladı: 3 asker şehit
Tecavüzden çığlıkla kurtuldu !
İşte Ergenekon kurucusu ve 1 ile 2 numaralar
Gübre çuvalından bebek çıktı !
Konser değil, PKK’nın gövde gösterisi!
KEY ödemeleri pazartesi başlıyor
8.5 milyon vatandaşı ilgilendiren Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemeleri 28 Temmuz pazartesi günü Ziraat Bankası şubelerinde başlıyor.
Araç sahiplerinin büyük kabusu
Muayene istasyonlarındaki yeni dönem araç sahiplerinin en büyük kabusu oldu.
VİDEO HABERLER

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar
Untitled Document
Burç Yorumları
 Arkadaşlarınızla aranızdaki duygusal bağları güçlendirmek için onlarla daha fazla zaman geçirmelisiniz.
 
Iletisim   |   Bankalar | Künye | Yayın İlkeleri | Önemli Linkler | haber | sitemap | Google | Alexa
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2007-2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.